Türk Kadınları

Yarın Kadınlar Günü. Anneler günü vardı, sonra Babalar günü de eklendi. Kadınlar günü olduğuna göre erkekler günü de olur mu bilmiyorum, bence Türkiye’de kadınlar günü olmalıdır. Nedeni şu, Sn. Arslan Ural Karabağlı(Onedio Üyesi)’nın internetteki “14 madde de, Eskiden Devlet Yönetirken Bu Gün Eve Hapsedilmeye Çalışılan Türk Kadını” başlıklı açıklamasını ilgiyle okudum ve arkadaşlarımın da okumasını öneriyorum.

Türkiye’de Kadınlar günü olmalıdır, çünkü her yıl, yüz bin kadından birisi şiddet yoluyla öldürülüyor. Üstteki internet paylaşımının sonundaki, kadınlarımızın bu gün geldiği durumunun, alttaki açıklamasına göre de Kadınlar Günü olması gerekiyor.

“Türkiye’de kadın olmak, şiddetin her türlüsüne maruz kalarak dünya istatistiklerinde ilk sıraları almak da olabilir, ana sıfatıyla taçlanmış Toprak gibi bereketli olmak da. Kadın olmak, doğduğunda herkesin sessizleştiğine dair deyişlerin öznesi olmakla da birdir, yuvayı yapmanın sorumluluğunu taşımakla da.

Türkiye’de kadın olmak, eşitlikten bahsedince “çirkin feminist” diye aşağılanmak, kendini ifade ettiğinde “hafif meşrep”likle suçlanmaktır.

Türkiye’de kadın, acemisi olduğumuz bir kelime. Çoğu kadının bedeninden utanması bir yana kadın demeye utanır kimileri, “bayan” vardır en nazik söylemlerde. Daha samimisi “bacı” olur belki.”

Evet, 4000 yıl öncesinden itibaren yükselen dünya gözdesi Türk kadını, Arap kültürü ile tanıştıktan sonra düşüşe geçmiştir. Osmanlı hâkimiyeti arap baskısını yenmiş ama Hilafetin Osmanlıya taşınmasına itiraz edenlere verilen tavizler ile kadınlarımızın yaşam tarzları yine kötüye dönmüştür.

Özellikle 19.yy’da başlayan kadınlarımızın egemenlik kısıtlamasına, diğer emperyalist milletler de katılmıştır. Cumhuriyet ile tekrar haklarına kavuşan kadınlarımız, sonra yine düşüşe geçmiştir. Çünkü eğitimli kadın, eğitimli nesiller yetiştirdiğini görmüşler. Bu baskının içimizdeki unsurları tarikat ve cemaatler olup siyasiler de onlara destek verendir. Tarikatlara göre kadın insan sayılmıyor, erkekler de zaten köledir.

Türklerde, “Hakan ve Hatun Buyruğu” uygulanırken, medeniyetin beşiği denilen İngiliz toplumunda, 6. Asra kadar erkekler karılarını satabilmiştir. Aslında inanışlar ile de ilgisi olmayan bu durumu sadece sosyal bir olay olarak görmemiz gerekiyor. Yani emeksiz yaşamak isteyenlerin, dini paravan olarak kullanması sayılıyor.

1795 devrimi ile Hıristiyanlar kendilerini kurtarmış ama bu kez yine onlar, İslam karşıtı ve İslamı araç eden daha da kötülere destek oluyorlar. Böylece, bir taş ile iki kuş vuruluyor. 1.si, İslamı ve Müslüman’ı yok etmek, 2.si, Müslümanların varlıklarını sömürmektir. İşte bunlar, İslam ülkelerindeki kadına baskının da nedenleridir.

Ülkemizin son 18 yıllık politikasının tanımı, ılımlı İslamlıktır. Bu sistemde kadın eve kapatılır, çok çocuk doğurması, dindar ve kindar nesiller yetiştirmesi istenir. Reisimiz isterse, yirmi yıllık kocamı bırakır cariyesi olurum diyen kadınlarımız çoktur. Böylece, bilimden ve sorgulamadan uzak papağanlarımız ve kendilerini seçecek koyunlarımız ile yola devam edilmektedir. Tek sözümüz, itaatkâr cariyelerimize kolay gelsin.

07.03.2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s