Şehitler Tepesi

Dünyanın yedi harikası, İstanbul’un yedi tepesi, Ankara’nın beştepesi ve şimdi de Türkiye’nin Şehitler Tepesinden söz ediliyor. Söz konusu şehit olunca, Anadolu’nun her yanı, dağları-ovaları, bağları-bahçeleri ve köylerini-kentlerini sıralamak gerekir. Anadolu Türklere vatan olalı beri bin yıl geçmişse, onu sağlayanın şehitler olduğunu ve bu yüzdende toprağın değil gönlümüzün tepesi “Şehitler Tepesi” olmalıdır.

Konuksever Anadolu halkının hiç unutulamayacak kadar güzel “Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı vardır.”sözünü, eşinin dostunun huzuru için canını feda eden şehide uyarlarsak, zamanın sınırını düşünemezsiniz. Bu ve benzeri sözlerin değerlerini uzun zaman koruyan temel unsur da hak, adalet ve paylaşımcı (özverili) olmaktır. Çünkü Türklerin ailesi neyse, okulu, işyeri, camisi, mahallesi, köyü, kenti, vatanı odur.

Ortaasyadan koparak batıya göç eden Türklerin, tepeden tabana her ferdi dayanışma esasıyla birlikte yaşamayı öğrenmiştir. Düğünler, bayramlar, cenazeler ve zaferler, bu yüzden ortaklaşılan ve paylaşılan zamanlarıdır. Anadolu’ya yerleştikten sonra, eski bölge sakinleri etkisine bağlı olarak dayanışma ve paylaşma azalmış, riyakârlık, haset ve fesatlık artmışsa, sebebi, ırk melezleşmesinin açık bir sonucudur.

Çünkü hala devam eden örneğin, köylerdeki imece benzeri dayanışma ve gelenekler, vatan ile aileyi özdeş görmeyi sağlamaktadır. Osmanlı, başlangıçta güçlü bir devlet olma düşüncesi ile yola çıkmış ve ilk 250 yılda üç kıtayı birleştiren bir imparatorluk olmuştur.  Sonraki 350 yılın çöküş sebebi, giderek derinleşen melezleşmedir. Artan safahat, saltanat ve hırslara, yabancı annelerin etkileri eklenince, sarayın tek horozu padişahların kümeslerinden çıkıp savaşan ordularının başında olamamasıdır.

Irk bozulması ile kaybedilen en değerli kavram ülkü birliğidir. Eğer Osmanlı çöküş dönemi 350 yıl sürebilmişse, Anadolu Türklerinin benliğine işlemiş kutsal askerlik ve vatan savunması anlayışıdır. Nitekim 1.dünya savaşının değişik cephelerinde yorgun düşen askerimiz, dişini tırnağına takıp yüz binlerce şehit vermeği göze almış, ulusal bağımsızlık zaferine ulaşmıştır.

Bu zaferin değerini, en çok Osmanlı ve yandaşları anlaması gerekir. Çünkü düşman davet edilerek saraylar korunamazdı. Türk milletinin, ceketi verilip yollanmayacağı farkını bilmeleri gerekirdi. Son on yılın Afgan ve Suriyeli sığınmacıları, bu farkın en yakın kötü örneğidir. Bu ülkenin böylesine kahraman ve fedakar gazileri ve şehitleri vardır. Yeter ki onların değerini ve sevgilerini unutmayalım.

Şehitlerimiz, cephelerdeki risklerin farkındadır. Onları askerliğe yönlendiren önemli nedenler vardır. İlk neden buraya kadar anlatmaya çalıştığım vatan sevgisidir. İkinci neden, zorunlu askerlik sonrası işsizliktir. Birde küçümsenmeyecek kaygıları vardır. O da, liyakat ve adalettir. Yani illa da fakir ve arkası olmayanların şehit olmamasıdır.

Unutmayalım, bu vatanda nüfuslu ve zengin olan kadar fakir olanın da yaşama hakkı vardır.

06.03.2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s