Pek çok ülkede 1994 senesinden itibaren, UNESCO’nun da önerisi ile 5 Ekim tarihi “Öğretmenler Günü” olmuştur. Ama Türkiye’de öğretmenler günü, 24 Kasım tarihinde kutlanır. Çünkü 24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Başöğretmenliği” kabul ettiği gündür. Dünya öğretmenlerini nasıl değerlendiriyor bilmiyorum ama Cumhuriyetimizin çağdaş eğitimi dolayısıyla, bizdeki Öğretmenlik ön planda görülmektedir.
Türkçe de Öğretmen, Osmanlıca da Hoca, Fransızca da Professeur, Almanca da Lehrer ve İngilizce de Teacher. Öğretmen sözcüğüne kısa bir analiz ile “öğreten” den geldiğini belirterek başlamak istiyorum. Bizler, ilkokuldaki öğretmene, “Öğretmenim” deriz. Sonraki okullarda, hatta ilerleyen yaşlarda tüm öğretmenlere “Hocam” deriz. Bu hususun, gerekçeli olduğu için değil, konuşulan Türkçemizin akışına bağlı olduğunu sanıyorum.
Asker, Avukat, Doktor, Mimar, Mühendis ve Öğretmen gibi her mesleğin bir adı var ama hepsini yetiştiren Öğretmenlerimiz ya da Hocalarımızdır. Bu yüzden kurucu liderimiz Atatürk, Öğretmenleri öne çıkarmış ve layık oldukları değeri vermiştir. Her meslek, insan yaşamının rahatı ve huzuru için çalışır ve üretir. Ama öğretmen, çocuk yaşta başlattığı eğitimle sorgulayan, araştıran ve üreten bireyleri yetiştiriyor. İşte bunlar, mesleklerimizin değeri, Öğretmen veya Hocalarımızın farklarıdır.
Öğretmenler, anlatımları ile genç ve yaşlı insanlarımızın bilgilerini, uygulamaları ile de becerilerini artırarak, katma değeri yüksek birey ve toplumlar yetiştirenlerdir. Özellikle Cumhuriyet Türkiye’si farkıyla, binlerce yılın ihmalini kapatan Köy Enstitüleri, dünya milletlerinin hayranlığını kazanmıştır. Atatürk’ün hala dünya lideri olarak anılmasını sağlayan nedenler yurtta ve dünyada barış ve toplumunu iyi yetiştiren, motive eden olmasıdır. Çünkü bir İslam toplumundan beklenmeyen atılımlar olmuştur.
Gazi’nin vefatı sonrası başlayan 2.dünya savaşı, tüm milletleri yaktı bitirdi ve dünya kabadayısı ABD oldu. İlk işleri bize gelip, ayarlarımızı eskiye çevirme talimatları oldu. Çünkü Türklerin okuyup bilime adapte olmasının farkına vardılar. Şu an ABD, Avrupa ve Uzak Doğuda çok sayıda bilim insanı Türkler vardır. Onları yeniştirenler Atatürk ve onun öğretmenleridir. İşte bunun için ABD hala bizi eski fabrika ayarlarına zorluyor.
Unutmayalım, çok tehlikeli duruma getirildik. Üretim tükeniyor, tüketim artıyor, nüfusu özellikle sığınmacı göçler artırıyor. Bir diğer şanssızlığımız da doğal afetlerdir. Ayrıca savaşlar ve terör artıyor. Yönetenler zaten güdümlü, birde metal yorgunluğu ekledi ve çareler de azalıyor. Maalesef, bu planlı yıpranmanın da, yeterince farkında değiliz.
Çaresizlik büyüyor. Nüfusumuzun ¼’i öğrencidir ve öğretmenlerimize de, ipin ucu kaçmadan onları uyarma görevi düşüyor. Tüm çalışan ve emeklilerimiz yanında öğretmenlerimiz de zordadır. Halkımız ne isterlerse veriyor ama yönetenler sadece saltanat düşünüyor. Öğretmenler, öğrenciler ve halk dertlidir. Seçilmişler, atanmışlar, tarikatlar ve umarım köleleri de sefadadır.
24 Kasım 2024
Hüsnü ARSLAN