Altmış beşlilere Devam

Torpilli altmış beşlilerin ilk iki basamağındakiler ve sahip olduğu imkânlar, alın terine değil, fırsatçılık ve yetkilerinden kaynaklanan etkilerine bağlıdır. Onların ötesindekileri anlatabilmenin daha zor olacağını biliyor ve onlardan biri olarak durumumuzu zorda bırakan sebeplerin başında kaderciliğimizin geldiğinin farkındayım. Durum ne olursa olsun olayın bilinen adı EMEKLİLİK’tir. Bence bu sözcüğün seçimi dahi manidardır. Bu gün tanıtacağımız üçüncü gurup ki, onlar ilk ikisinden sonrakilerin tümüdür.

Emeklilikte 3 sistem oluşmuştur. E – SGK / “4a SSK gurubu, 4b BAĞKUR gurubu, 4c EMEKLİ SANDIĞI gurubu”dur. Bana göre, ayrıca 3’te basamağı olup ilk’i, seçilmişler “milletvekilleri”, ikincisi, atanmışlar “yetkili bürokratlar, üçüncüsü, sıradan olanlardır. Vekillerini belirleyen zaten bizleriz, şikâyetimiz, haksız fırsat kullanmak ve emekliliğe yansıtmaktır. Atanmışları belirleyen seçilmişlerdir, şikâyetimiz, etkilerini emekliliğe haksız yansıtmalarıdır. Sıradan olanlardan(kendimiz) şikâyetimiz, hak aramamaktır.

Birde, emeklilerin kaderciliğine bakalım. Neden kaderci veya kaderci ne demektir? Yanıtı, ne verilirse razı olmaktır. Peki, ne zaman itiraz ederler? İyice aç kalıp muhtaç oldukları zaman. Peki, bu aşamaya iyi niyetinden dolayı mı geliyor? Hayır, onlar yıllar boyunca ödedikleri primlerin değerini ve amacını anlamamışlardır. Ülkemizde emekli evvel ezeli hesap soramamıştır. Çünkü siyasiler ve yetkililer, yani yönetme avantajı olanlar, “nekaa ekmek okaa köfte” teorisinin bilinmesini istemezler.

Eğer bilinirse; Sıradan bir emekli vekiline, bakanına, paşasına, hâkimine ve savcısına emekli maaş farklarının sebebini sorardı. Çalışma süresince kimin ne kadar toplam prim ödediğini sorgular ve ona göre maaşı olsun isterdi. Ödediği primlerin değer kaybını sorgulardı. Sosyal bir devlet anlayışını unutup, prim birikimlerini hazır nakit olarak kullanan hükümetlerini sorgulardı. Avrupalı emekli dünyayı gezerken, kendi köyüne neden gidemediğini sorgulardı.

Bu gün emekliler isyanlardadır. Çünkü aldıkları maaş ev kiralarını dahi karşılamıyor. Ama itirazlar hep bireysel yakınmalar ile olmaktadır. Partilerin seçim mitinglerinde 200 TL para ve ekmek içi döner ikramı ile meydanlarda boş yer kalmıyor. 16 milyon emekli örgütlenip itiraz mitingine çıkamıyor. İşte bizim kendimizden şikâyetimiz budur. Çünkü 16 milyon emeklinin 10 milyonunun maaşı 10 bin TL’dir. Yani zaten açlık sınırının yarısındadır.

İktidarın itibarı vardır tasarrufu olmaz, yandaşı vardır bankamatik maaşsız bırakamaz, bürokratlarını 5-10 maaşsız bırakamaz, saltanatı vardır korumasız ve konvoysuz gezemez. Ama emekli zam isteyince, selamete çıkmak için sabır ister. Evet, bizler 22 yıl baş tacı ettik ve maaşımıza hak edilmemiş gözüyle bakıldığını anlayamıyoruz.

Bunu işkembeden değil, beyinden düşünüyorum. 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki kayıtlı seçmen 62 milyon, oy kullanan seçmen 48 milyon, farkı olan 14 milyonun en az yarısı muhalefete oy vermemek için sandığa gitmeyen şikâyetçi emeklilerdir. Dikkat edin, bu halde bile, iktidar fanatikliğini muhafaza edebiliyorlar. İşte bunlar da, dayanışma karşıtı olanlardır.

03 Haziran 2024

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın