MÖ 10.000. yıllarda Türklerinde içinde olduğu “Şamanizm” inancı, doğa bilimini yansıttığı kayıtlıdır. Demek ki, insanlık doğayı o zamanlar tanımaya başlamış, yararlı yanları için minnet ve zararlı yanları içinde korunma dileklerinde bulunmuşlar. Tek tanrılı dinlerin ilki Yahudilik MÖ 1400’lerde ve belirgin olarak sadece Yahudiler için başlayıp devam etmiştir. Aslında minnet(teşekkür duygusu), belirli bir ömre sahip tüm iyimser canlılarda vardır. Bu gün, 87 yıl(10 Kasım 1938) önce ebedi hayata göç eden M.K. Atatürk’e duyduğumuz minnetimizi açalım istiyorum.
Değişik inançların tümünde sadece Yaradan’dan (Tanrı’dan) dilekte bulunmak ve bu kapsamda ibadet ederek dualar etmek caizdir denir. Dinimiz İslam’da en doğru bilgi kaynağı Kur an’ı anlamaktır der. Aksine, orada gereksiz görünen uygulamaları durdurmak yerine teşvik ederler. Her 10 Kasım’da hatta Milli Bayramlarımızda, güya İslam’ı savunanlar, “kişilere tapınılmaz, dilek ve adamalar yapılmaz” algısı yaratırlar. Ama bunların tamamı rafa kalkar, çıkarları uğruna Tanrı’ya şirk koşar hale gelirler..
Osmanlı, Anadolu merkezli üç kıtada oluşturduğu imparatorluğu 621 yıl sonra bitirmiş ve geriye aç sefil taşralı(köylü) kalmış. Tükeniş savaşlarında, komutanlarıyla omuz omuza olan bu insanlar umutsuz ama komutanlarından aldıkları cesaret ile Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır. Bu kez de komutanların askerlere fedakârlık borcu doğmuştur.
1923’den 1938’e kadar mutlu ve umutlu geçen 15 yılda devlet kurumları, ekonomi/Osmanlı borcu, sanayi/148 işletme, eğitim/Köy Enstitüleri, Savunma/donanımlı ordu, Nüfus/13’den 16 milyona, her yıl %3 artış ve hedef/tam bağımsızlık. Böyle mutluluk olmaz mı? Atatürk ve arkadaşlarını neden sevmesin bu millet? Onur var, parmak ısırtan demokrasi var, karşılıklı güven var, varda var, daha ne olsun ki?
Demokrasi ve fakirlikle savaşma, bu milletin çıtası böyle yükselmeye başlamış. Bu gün 90 milyon, 10-15 milyonumuz dünyanın her yanında. 5-10 milyon da sığınmacı ama gel gör ki ayaklarımız yorganın dışında kaldı. Yani sizin anlayacağınız hesapsız kasaba döndük. Buna sebep olanlar ve onlara 23 yıl destek verenler utansın. Tabii utanacak yüzleri kaldıysa…
Her Milli Bayram ve 10 Kasımlarda devlet erkânı, törenle Anıtkabire gidip deftere yazıyor. “Şunu/bunu yaptık ama şurayı/burayı da yıktık/sattık” der gibi… Arkasından milyonlarca halk gece yarılarına kadar ziyaret ediyor akıncılar gibi “merak etme biz hala izindeyiz ve yazanlara fırsat vermeyeceğiz” der gibi… Ve biz 80’li, 90’lılar da televizyondan seyrederiz “Atam sen kalk ta biz yatam” der gibi…
Konumuz “Minnet Borcu”, en az becerebilen olarak görüyorum kendimi ama 23 yılın bizlere öğrettikleri var. Yani hala treni yakalama umudu var. Umut bitmediğine göre şanslı sayılırız. Bir zamanlar, “Demokrasilerde çareler tükenmez” diyen bir Çoban Sülümüz vardı. Belki onu geç anladık ama yine de çareler aramamız gerekiyor.
06 Kasım 2025 Hüsnü ARSLAN