Zoka

Fakirleşen toplumlara yaşanmışları masallaştırıp politik algı olarak dinletirler. Nedeni, enflasyonda devam eden ekonomilerde gerçek olmasa da, sıkıntıyı yendik/yeniyoruz diyen seçilmişlerin başvurduğu bir yöntemdir. Olay, bu masal ile hikâyeyi birbirinden ayıramamış bir topluma kolayca yutturulan ve hemen ardından fark etse de, kolayca sineye çekenlerin zokası sayılır. Zokanın işi ölü balık ile canlı balığı kandırmaktır ama balığa benzeyen kurşun olduğunu da asla unutmamalıyız.

Pazar ve pazarcılar, buralara, 90 milyon tüketicinin eli mahkûmları mutlaka uğrayıp, enflasyon virüsünün olmadığı ürün aradıkları yerleridir.

Mesela, domates alacağız ama mevsiminde dahi ucuzunu bulamıyoruz. Pazarcıya, sırık domatesi barı getirsene deyince, “sanırım üreticiden domates işleyen fabrikalar alıyor ki hale gelmediğini” söylüyor. Ucuz mal bulamayacağız, kavanozda domates suyu yapamayacağız diyerek ayrılıyoruz. Ne gariptir ki, bu enflasyon virüsü denilen yaratık herkesin severek yediği bu ürünleri bulup tüketiyor. Suçlu,“Ben ekonomistim ekonomist” diyen zat ve yandaşlarıdır ama olar asla pazara uğramazlar.

Biraz da marketlerdeki hikâyemizden söz edelim. Marketler bizim son 30 yılda gözde alışveriş yerleri olmuştur. Öncesinde sınırlı sayıdaki marketler olsa da köy kasaba hatta büyük kentlerinde, adım başında gördüğümüz bakkallardan alışveriş ederdik, Geçim sıkıntısı o zamanda vardı ama kredi karlarımız olmadığı için veresiye defteri yani ünü dilden düşmeyen bakkal defteri imdadımıza yetişirdi. Enflasyon geçmişte de olurdu ama kısa zamanda etkisini kaybederdi. Sanırım bu, yönetimin baş sorumluları “Ben ekonomistim ekonomist! Onların kafası basmaz” demezdi.

Market kapsamında merhum Demirel ve Ecevit’ten anılar ile devam edelim. Merhum Demirel, bu ülkeye çok büyük eserler kazandırdı. Barajlar oto yollar onun eserleridir. Bu yüzden şapkasını alıp birkaç kez kaçmıştır ama milletine küsmemiştir. Ecevit ise cesaret ile devletin onurunu korumuş ama buna rağmen yazar kasa fırlatılması hala tazedir. Bu ikili halk ne zaman istese aday olmuşlar ve göreve gelmişlerdir. Kabirleri cennet ruhları şad olsun.

Özellikle büyük kentlerimizde bazı yerler yoğun alışveriş yerleridir. 1958/1985 arası İstanbul da sayılırım. Bayram alıverişleri için gidilen Mahmut paşa, 1985/halen Bursa dayım ve Cumhuriyet caddesi üst/alt kesimleri çarşı yerleridir. Evet, ekonomi, “Ben ekonomistim” demekle bitmiyor. Çarşılara hala ilgi varsa geçim sıkıntısı devam ediyor demektir. Bu zatı muhterem ekonomistimiz işine geldiği gibi konuşuyor. Devletin istihdam alanları, özel sektörü ikiye katlarken yok oldu. Kent nüfusları on kat büyüdü, işsizliği saymaya gerek var mı? Demek ki sen çakma ekonomistsin…

Zoka’dan söz ettik, siz benden yana olan ve olmayan üzerinden siyaset yapıp, karşı olanı olta ile tehdit ediyorsunuz. İnanın buna gücünüz yetmez. Siz aniden patlayan sel gücünü düşündünüz mü bilmiyorum, o gücün sandıktan çıkacağını düşünseniz daha iyi olur.

02 Kasım 2025

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın