Vatan, Millet, Devlet ve Ülke… Bu terimler, toplumlar için ayrılmaz dörtlüdür. Arada bir ayrı ayrı ele aldığımız bu kavramların en az sözü edilenini “devlet” olduğunu kaydetmek istiyorum. Çünkü “Vatan”, milletlerin üzerinde yaşadığı alandır. “Millet”, vatan üzerinde yaşayan toplumlardır. “Devlet, vatan ile milletin ortak alanı olsa da, yaşam biçimini, özellikle siyasi kimliğini tanımlar. “Ülke”, ağırlıklı olarak devletin eş anlamlısı ve ulus ile paylaşımlıdır. Bu gün bu çok karışık girişten, devlet oluşumunu açmak istiyorum.
Girişteki açıklamalar, devleti somut hale getirmek için gerekli görülmüştür. Bundan sonrasında, oradan tümüyle bağımsız olmasa da ikilem olmayacağını sanıyorum. Vatan, kara, deniz ve hava sınırları belli birimdir. O birimin üzerinde yaşayan farklı bireyler tek anlayışla beraber yaşamayı kabul ederler. Türkiye Cumhuriyeti(TC) devleti, 1.dünya savaşının hemen ardından, süregelen Osmanlı devletinin işgaline karşı yapılan “Kurtuluş Savaşı kazanımları ile kurulmuştur.
Çünkü Osmanlı Devletinin 623 yıllık ömrü kendi hataları ile tükenmiştir. Yani üç kıta (Asya, Avrupa ve Afrika) üzerinde oluşmuş Osmanlı İmparatorluğu devam edemez hale gelmiştir. TC’nin kurucuları, Kurtuluş Savaşını yöneten ekip ile onlara destek veren akil kişiler ve liderleri Mustafa Kemal Paşadır. Bir önceki “Kemalizm” başlıklıyazımda anlatmaya çalıştığım G. M. K. Atatürk, baştan sona her sıkıntının sonlaması için koşturan olmuştur. Elbette ki bu denli büyük başarı ve askeri yeteneğe karşı gönül alma değeri fazlasıyla yerindedir.
Türkiye Cumhuriyeti “TC”, Türklerin 16.devletidir. “Anayasaların ilk üç maddesi ile yönetim şekli ve sistemleri, dördüncü maddesi ile de ilk dört maddesinin kesinlikle değiştirilemeyeceği herkesin anlayacağı netlikte vurgulamıştır. Cumhuriyet ile geçen son102 yılda tümüyle denen anayasalar, çok şükür ilk dört madde korunabilmiştir. Bu yıl, Cumhuriyetimizin 102.yılını kutlayacağız. Umarız bir an önce erken seçim olur ve bu endişeler de biter.
Devlet, hizmet kurumlarının oluşturması ile faaliyetlerini sürdürebilir. Örneği, icracı bakanlıkların durumudur. Ama geçmişteki uygulamalar ve çağdaş devletlerin devam eden uygulamalarından yararlanılır. Çalışma yerlerinin bulunup veya yapılıp hazır hale gelmesi, eleman bulunması ve geleceğe dönük eleman yetiştirilmesi zordur ama aşılmaya çalışılır/aşılmıştır. Köy Enstitüsü projeleri örnektir. Bazı kurumlar var ki daha yüksek mesailer ister. Atamızı daha çok uğraştıran yerler, “Diyanet İşleri Başkanlığı, Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurum’larıdır(TTK).
Evet, M. K. Atatürk ne demiş? “Benim en büyük eserim Cumhuriyet’tir.” Ama en çok ta halkı ile övünmüştür. “Türk milleti zekidir, çalışkandır. Ne mutlu Türk’üm diyene”. Peki, ne oldu bu güzel sözlere? Ve susmadılar “iki ayyaş” ile “camileri ahır yaptılar”. Milli Bayramları yok saydılar aradan 23 yıl geçti, hala iyice yok etmek için direniliyor. Millet koruyor ama hatalar anlaşıldıkça sadece ben, BEN! Deniyor.
Cumhuriyetimizin 102.yılı kutlu olsun.
23 Ekim 2025
Hüsnü ARSLAN