Ülkemizde devletin tanımı için sadece anayasamızın ikinci maddesini ilgi ile okumak yeterlidir. Devletin, biraz daha kapsamlı tanımı için anayasası ve o anayasaya uyan yasalara göre, seçilmiş ve atanmış görevlilerin yönetiminde, sınırları belirlenmiş alan ve bu alanlarda yaşayan milletin bütünüdür. Devamla söylenebilecekler; 1) Devletin sahibi millettir. 2) Devletin siyasi partisi yoktur. 3) Devletin dini de yoktur. 4) Çağdaş devletlerde rejimin adı cumhuriyet ve ilkesi de demokrasidir.
Demokrasi destekli cumhuriyet rejiminde her şey millet adına yapılır. Çünkü devlet kavramını oluşturmada, savaşarak ta olsa elde edilen hakların sorumluluğu sadece millete aittir. Seçilmiş ve atanmış görevlileri, yasalara uygun görev ve harcamalarının hesabını vermek zorundadır. 16 Nisan 2017 tarihinde halk oylamasına sunulan son anayasa değişikliği her ne kadar EVET çıktı dense de, milyonlarca mühürsüz oy ile şaibeli olmuştur.
Ne yazık ki son 22 yıl devam eden iktidarın yine son 5 yıldaki kötü yönetimi sonucu, %200’lere varan enflasyon fakirliğini önleyememiştir. Bu şartlarda seçim kazanmak için çareyi yasa dışı tehdit ve algı politikasında bulmuştur. Kendi için her şeyi mubah sayan, rakiplerine hak tanımayan, yasalara ve mahkeme kararlarına uymayan, hak ve adaleti kaybeden, kötülükler yönetimi haline gelmiştir.
Ülkemizde bir söz vardır, “Laf ile peynir gemisi yürümez”. 22 yıldır tüm başarısızlığın sahibini başkası gibi gösterip, “ülkeyi en iyi biz yönetiriz” derken, pişkinliğin alasını sergiliyoruz. Aslında bunlar, bunca zamanın sıkıntılarına karşı, “başaramadığımız gerçeklerdir. Yani, kim başaracaksa onları seçin” diyememenin sonucudur. Böylece, hem demokrasi diyoruz, hem de demokrasinin D’sini bilmeyen oluyoruz. Yani bal gibi Ortadoğunun itilmişler ve kakılmışları olmaya özeniyoruz.
Görüyoruz ki son 5 yıldaki ucube sistem ile hiçbir şey düzelmiyor. Tam tersi, bir türlü batak ekonomisinden kurtulamıyoruz. Çalışan ve emeklilerimizin tümüne yakını asgaride ve açlık sınırının altındadır. Gençlerimizin % 30’u ve tüm işsizlerin toplamı, çalışması gerekenlerin %20’isidir. İnsanlarımız mutsuz ve umutsuzdur. İyi eğitimli ve deneyimli olanların gözü yabancı ülkelerdedir. Masraf et, büyüt, okut, emeklerini ve KDV’sini yabancı alsın. Bu kadarcık gerçeğe kafası basmayanların, devlet yönetme hakkı olmamalıdır. Bir asır önce cumhuriyet, asla bu kafa ile kurulmamıştır.
Siyaset çöreklenme yeri değil, özveri ve liyakat ile millete hizmet yarışıdır. Devletin dini olmadığına göre, din Tanrı ile kulu arasındaki güçlü bağın tesisidir. Tanrı ile kulu arasında aracı olup ahretin cennetine bilet kesenler, kula kulluk edenler, yani, kula, tarikatçıya, köle demektir. Bunları hepimiz biliriz ama bilerek lades deriz.
Birde şu açıdan bakalım, parası pul olan bir milletin kaybettiklerini kimler kazanır? Kendine bağımlı siyasetçi ve köleliği çoğaltan tarikatçı ve onlara bu imkânı hazırlayan dış düşmanın kazanacağı kesindir. Elbette ki, FETÖ, PKK ve PYD’yi destekleyen ve besleyenler kimler ise, onların uzantıları, yani “devlet eliyle provokatörlük yapanlar kazanacaktır.
27 Aralık 2023
Hüsnü ARSLAN