Devlet Baba

03 Ağustos 2023’ün televizyon ana haberlerinde, Çocuk Esirgeme Kurumu’ndaki çocuklar ile ilgili yürekleri burkan bir haber vardı.Bu haber bana Anayasamızın 1. ve 2. maddelerini anımsatmıştır.MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Böyle bir anayasaya göre dünyaya şanssız gelmiş çocukları, Devlet Baba koruması ile büyütüp, ülkeye ve topluma yararlı bireyler olarak yetiştirecek demektir.

Devlet Baba demek, Yasamada, Yürütmede ve Yargıda görev yapanlar, daha önemlisi, devleti yönetip gerekli kararları alacakları belirleyen seçmenler, yani halk demektir. Çünkü halk, seçtiği yönetim ve denetimden, yasalara uyan, sosyal devlet esasına göre ve kendi adına uygulamalar yapılmasını ister. Bunlar zaten bildiğimiz hususlardır. Şimdi söz konusu haberde, devletin sorumluluğundaki ve adı geçen kurumun küçük yaştaki çocuklarını, yaz kampı diyerek bir tarikata teslim edilişine geçelim.

O çocukların da, şanslı diğer çocuklar gibi farklı ortamda, eğitim ve dinlenme hakları vardır. Ancak bu hizmeti Milli Eğitim ya da Aile Bakanlığı vermesi gerekir. Böyle bir görevin tarikatlara havale edilmesi, amaçları için çocuklara beyin yıkama fırsatıdır. Ve böyle bir uygulamanın, aile sevgisinden mahrum bu çocuklarda tamiri imkânsız sorunlar yaratacağını hepimiz biliriz. Yetkili bakanlıklar tarikat adı olduğunu teyit etmemişlerdir ama habere göre bu durum açıkça ortada olup, işin aslı örtülmektir.

Eğer bir olayın içinde tarikat ve cemaat isimleri geçiyorsa, bu, bir asır önce kurulan Cumhuriyet ilkelerine karşı tehlikenin işareti demektir. Nereden biliyorsun demeye gerek yok, 15 Temmuz 2016’yı anımsamak yeter. O olayın sahibi FETÖ olduğu kanısı değişmemiştir. Ülkemizde şu an var olan yüz den fazla tarikat ve cemaatlerin hiç biri FETÖ’den farklı değildir. Çünkü onları, en az 200 yıldan bu yana batılılar destekler.

Malum, Ortadoğu genelde İslam ülkelerinin yerleşim alanıdır. Ayrıca Afrika’da, doğu Asya’da ülkeler ve göçerek çalışmak veya eğitim için dünyanın her yanında olanlar da var. Ama her yerde ve çoğunlukla toplum ile uyumsuzlukları fark ediliyor, Çünkü kültürel altyapıları yetersiz, örneğin, demokrasiyi farklı algılıyorlar. Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında ise, dünyanın 3. veya 4.sınıf toplumları olarak görünüyor.

Mesela, 6 asırlık Osmanlı neden batmıştır? 1.si, sarayı dışındakileri sadece sarayı koruyan ve besleyen olarak görmüştür. 2.si, aslını inkâr etmiştir. Tümüne yakınının annesi, para ile korsanların elinden alınmış cariyelerdir. 3.sü, inancı için hilafeti üslendiği halde, İslamı, maksatlı arap kültürü zararlarından kurtaramamıştır. 4.sü teknoloji yerine saltanat ve savurganlıkta kalmıştır. Osmanlı demek saltanat ve savurganlık olmuştur.

Birde, ülkemizdeki son 21 yıllık Osmanlıcı AKP’nin geldiği sonuçları değerlendirelim. Saltanat, savurganlık ve saray hayranlığı var bilim ve teknoloji hayranlığı yoktur. Çünkü en çok, en pahalı makam aracında lideriz ve itibardan tasarruf olmaz diyoruz. Demokrasi için değil sandıktan çıkmak için tarikat ve cemaatler ne isterse veriyoruz. Üreten kurumları kapatıyor, her şeyi dışarıdan alıyoruz. Bilim kurumlarını kapatıyor, imam okulları açıyoruz.

Corono-19 yüzünden dünyadaki enflasyon tek hanededir. Hatta savaşan Rusya ve Ukrayna da%15’te, bizde %150 oluyor. Asgari ücret %60, işsizlik %40 orandadır. Tabii, Osmanlı hayranlığı böyle devam ederse, akibette değişmeyecektir.

06 Ağustos 2023

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın