Satarak Devlet Yönetme

Son günlerin siyasi atışmalarında bana göre en ilginç olanı, stratejik işletmelerin birilerine satılması ya da uzun süreli kiralanmasıdır. Aslında bu uygulama 73 yıl önce başlamış ve artan hızla devam etmektedir. Bu ülke, kurtuluş savaşı ile devam eden ilk 23 yılda, Osmanlının dağ gibi borcu ödenmesinin yanında elde ettiği kazanımları, sonrasında ipotek ettirerek koltukta kalma yarışına devam etmektedir.

Geçmişte, hali vakti iyi bir Anadolu ailesinin haylaz evladı, o ailenin yıllarca elde ettiği birikimi barda, pavyonda bitiren olurdu… Türk flimlerine de konu olan bu husus, belki halka ışık tutmuş ama halkın seçtiği yöneticileri ve üretmeden yaşayan dindar kesimleri etkileyememiştir. Bunu, saltanat ve savurganlık içinde olduklarına dayanarak rahatça söyleyebiliyoruz.

İsterseniz Osmanlı ile devam edelim. Altıyüz yıllık Osmanlının, ilk üçyüz yılında koşturarak koca bir imparatorluğa ulaşmış, sonraki üçyüz yılda da bu imparatorluğu bitirmek için çalışılmıştır. Bu tarihi gerçeğin nedenlerini şöyle sıralayabiliriz;

1) İmparatorluk, üretip harcama yerine işgal edilen ülkelerden haraç alıp harcama düzenine göre oluşmuştur.

2) İlk üçyüz yıldaki yayılmacılık yorgunluğu yüzünden, ikinci üçyüz yıl rehavet içinde saray saltanatı yaşanmıştır. Bu açıdan bakarak Bursa ve Edirne’de saraylar olmadığını görürüz.

3) Yeniçeri gibi savaşçı çekirdek ordu yerine, cariye ordusu beslenmiştir.

4) Padişah hanımları çoğunlukla asil yabancı ailelerden olmayıp, sadece güzel olan korsan tutsaklarından oluşmuştur. Böylelerinin Osmanlı anası olması, devletin bekası açısından talihsizlik olmuştur. Hilafeti üslenmesine rağmen düzensiz yaşayan Osmanlı, inançlı toplumlar için de örnek kişiler olamamıştır.

5) Osmanlı, Türklerin Oğuz boylarından geldiklerini inkâr ederek, ne oldukları belirsiz anaların çocukları olarak, çok uluslu imparatorluğu yaşatamamışlardır.

Aslında bu sıralamayı çoğaltmak mümkün ama vurgulanması gereken husus, üretip tüketmenin erdem olduğunu, güzelliği asalete tercihin hatasını anlamamış olmalarıdır. Bu gün dahi, Osmanlılık ile övünenlerdeki yaşam felsefesi farklı değildir. Haraçlar azalınca borç alarak, Kıbrıs ve Ege adalarını satarak saray saltanatının imkânsızlığını ve 1875 yılında görülemeyen iflas, sonraki vahim olayların anasıdır.

Evet, 1950 den beri devam eden ipotek, peşkeş çekme, 1989’dan bu yana hılanmıştır. Yani son 30 yıl boyunca, özellikle arap zenginlerine satılan tatil beldeleri ve sevda tepeleri haberlerini duyardık. Ama son tartışılan ve ordunun olmazsa olmazı Tank-palet işletmesinin 25 yıl Katar’a sunulmasını asla bekleyemezdik.

Gerekçe, bu işletmenin iyileştirilmesi için yapılacak 50 milyon $ masraftır. Beş yıl önce, kendine hayrı olmayan beş milyon Suriyeliye 50 milyar $ masraf etmiş bir ülke, sadece 50 milyon $ için neden bu hale geldiğini anlamak mümkün değildir.

23.09.2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s