Bencil

Bir önceki yazımda Torpil ile “Liyakat’in” yok sayılışını ele almıştık. Bu gün ise, “Özveri”yi ve karşıtı olan “Bencilliği” birlikte ele alıp, nerelere varıldığını görelim. Nereden nereye, toplumun övgüden sövgüye savruluşu, insanlığın baş tacından yerin dibine çakılışı, özverinin bencilliğe evrilişinden geçiyor. Ama önce çok kısa liyakat’in eksik kalan örneklemesini yapmamız gerekiyor.

“Torpil” ile liyakat tan uzaklaşıldığını görüyoruz. Oysa liyakat işin ehli, pratik/teorik eğitimli demektir. Buradan işinin ehli, işini çabuk, kaliteli, daha az maliyetli, güvenli yapan sonucu çıkar. Çarpıcı ve yaygın bir örnekleme yapalım. Malum, trafikte ehliyet isterler. Ticari ehliyetler, özellikle E sınıfı ağır vasıta ehliyetleri daha da önemlidir. Çünkü şehirler ve uluslar arası araç sürücü yükümlülükleri çoktur. Aynı zamanda hepimiz, şoförün otobüsünde 50, pilotun uçağın da 500 can taşıdığının bilincindeyiz.

Evet, bu konuların önemini bilmemiz gerekiyor ve şimdi yeni bir sözcük,”ÖZVERİ”ye geçiyoruz. Özveri, dilimizde yaşar hale gelmiş, bileşik ama tek sözcük gibi kullanılan ve büyük anlamlar yüklenmiş sözümüzdür. Eskiden beri fedakâr, iyiliksever olarak çok iyi tanıdığımız, toplumumuzun gelenekleri ve uygulamaları içinde yer alan bu sözün en güzel işlevi, bencillik denilen kötülüğün karşısında olmasıdır.

Bencil, başka bir deyimle “egoist”, insanlıkta toplumsal ve bireysel olarak yer etmiş kötü karakterin tanımıdır. Bencillerin etkileri ve yetkileri büyüdükçe zararları da artar. Sıradan bir bencil, parmağındaki alyansı gösterip “başka bir mülk sahibi olursam bilin ki hak yemişim” der ama yetkilerle donanıp karun gibi zengin olunca asla konuşmaz. Böylesinin yetkileri devlet yönetimine ulaşınca, bencilliği de uluslar arası hale gelir.

Bencillik doğanın her alanında var olan kötü olgu, ya da afettir. Mesela, depremlerde mağdur olanların sorumluları bencilliğe dayanır ama bu bencillere hiç hesap soran olmaz. Katliam gibi avlanmalar, hayvanlara işkenceye varan eziyetler ve ormanları hesapsız kesip/yakmak bencilliğe dayanır. Ülke düzeyine erişmiş bencile ne demeli bilmiyorum ama ne olursa olsun bencillik doğanın bir parçasıdır. Sanırım, “büyük balık küçük balığı yutar” sözü, milletlere akıllı olun ve kendinizi koruyun demektir.

Akıllı milletlerin tamamı hazmedilmiş demokrasiye göre yönetilir. Seçilerek görev alan yönetimler, başaramadıkları zaman çekilirler. Ortadoğuya bakın, yönetimlerin tümü, ölene kadar halkına hükmedendir. Ama ABD gelir, o bencilleri devirip, kıymetli malına el koyar ve sefil bırakır. Birde Avrupa’ya bakın, irili ufaklı her devlet, samimiyetle bağlı olduğu demokrasi sayesinde huzur ve refah içindedir. Bu yüzden Avrupa, dünyanın gözbebeği kıtası, milletleri de “özveri” örneğidir.

Avrupa Birliği(AB)’nin amacı, öncelikle üyelerinin ekonomik dayanışmasıdır. Bizim de, ilk işimiz, 03 Kasım 2002 de iktidar olan AKP ile AB üyesi olmaktı ama istenilen özgürlükleri sağlayamadık ve başaramadık. Böylece, AKP iktidarda 22.yılına ulaştı ama halk, en az 32 kat fakirleşmiştir. Millet olarak iyi bilmeliyiz ki, bu gün çektiğimiz sıkıntıların nedeni, kesinlikle yanlış tercihlerimizin cezasıdır.

14 Ocak 2024

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın