İfade özgürlüğüm kapsamında ve yaşlılık meşgalem olarak 13 yıldan beri yazdığım yazılarda, en çok tekrar ettiğim sözcükler Liyakat, Özveri, Adalet ve Samimiyettir. Bunun gerekli olduğundan eminim, çünkü toplumun adalet beklentisi hizmetinde görevli birisi, yandaşlarına torpil için uğraşırken basın görevlilerine yakalanmıştır. Bu ülkede pek çoğumuz böyle bir haberin sürpriz yanı olmadığını ve “Ne var ki, tanışa yardım etmekten doğal ne olabilir?” der.
Peki, kime yardım ediyor? Partili yandaşına, partisine destek veren tarikat/cemaat mensupları ve benzerlerinedir. Ben eminim ki, iş için sınava girmiş ve başaranlara değildir. Kayırma, sadece son dönemlerin uygulaması da değildir. Adına demokrasi dediğimiz çok partili dönemlerde giderek artan yandaşlığın sonucudur. Tek parti döneminin bu bakımdan farkı; okuryazar azlığı, kentlere göçün olmadığı, işsizlik ile henüz tanışılmadığı, hepsinden önemlisi senin benim partim ayırımı olmamasıdır.
Ben 1947 ile 1951 yılları arasında ilkokulda idim. Ortalama nüfus 20 milyon, kısal oranı%80(16 mlyn), kentleri %20(4 mlyn) idi. Bu gün, bu oranlar tersine döndü ve toplam nüfus 90 mlyn’dur. 1950 deki işsizlik oranı sıfır, bu gün nüfusa göre %10, çalışması gerekenlere göre %15’tir. Neden 60 yıl önce Almanya’ya ve 40 yıl önce Avustralya’ya gidenler hala oralardadır? Neden ekonomik ve siyasal baskılardan kaçan iyi yetişmiş insanlarımız, toplu halde Avrupa’ya kaçmaya çalışıyorlar?
Bunları, sorgulayan insanlarımız biliyor ama günümüz iktidarı, işine gelmediği için bilmezden geliyor ve giderlerse gitsinler diyebiliyor. Çünkü onlar, işsizlik oranı ve ücret azlığını değil, koltuklarında kalıp, saltanat ve sefalarını düşünüyor. Daha açık ifade ile onlar, halkın refahı ve huzurunu yok edebilecek kadar bencildirler. Sözleri ile inanç ve ahreti ifade etseler de, beyin ve gözleri ile dünya nimetlerinin esiridirler.
Özelleştirmeler ve yok edişler dolayısıyla devletin mal üreten sektörü kalmadı. Zaten olanlar da sadece özel sektördedir. Eskiden “özel sektöre güzel sektör” denirdi ama şimdi çirkin oldu. Birde sığınmacı akını ile iyice çirkinleşti. Çünkü hemen her çalışan asgaride kaldı, o da kirada olmayan iki kişiyi dahi doyurmuyor. Şimdinin güzel sektörü, torpilin varsa kadrolu devlet sektörüdür. Bu durum epeydir böyle, hatta emeklisi dahi güzel oldu. Gençlerimiz oralara girmek için kpss hazırlığında uzmanlaşıyor. Ama 100 puan bile alsa torpilciler engelliyor.
Okul girişlerinde, okurken, kpss de sınavlar oluyor. Bu sınavları, torpilcilerin mülakatı anında yerle bir ediyor. Eğitimin çağdaş ve fırsat eşitliği içinde sosyal olması gerekir. Yönetenlerin çocukları özel eğitimde, milletin çocukları imam eğitimindedir. Plansız olan her faaliyet, özellikle eğitim de gereksizdir ve kötüdür. Eğitilenlerin %80’i üretim için iyi ve planlı hazırlanmıyor. Ve onlar tarikatlara ve seçim sandıklarına arka bahçe adayı yapılmış oluyor.
Alanı ne olursa olsun çalışmak, üretmek kutsaldır. Bu günkü fakirlik ve sıkıntılarımız kesinlikle az üretip çok tüketmeğe bağlıdır. Türk ulusu, zeki, çalışkan ve fedakâr olduğu için huzura, vefaya layıktır. Son 22 yılın iktidar mensuplarında azıcıkta olsa vefa duygusu varsa, liyakat ve adalet anlayışlarını gözden geçirip, daha özverili ve samimi olmak zorundadır. Demokrasi illa da kazanmak değil, hak etmektir.
10 Ocak 2024
Hüsnü ARSLAN