Palikarya

Dünyanın en büyük ve en önemli iç denizi Akdeniz’in, büyük körfezleri ya da Akdeniz içinde farklı adları olan iç denizleri vardır… Bu yüzden Akdeniz sadece kıyılarındaki milletler için değil, uzaktaki diğer dünya milletleri için de önemlidir. Çünkü uzakta yaşayan milletlerin çoğu, bulunduğu yerlere Akdeniz kıyılarından göç etmiştir. Ayrıca insanlığın ve medeniyetlerin doğuş yeri olduğu için her milletin ilgi odağıdır.

Palikarya başlığındaki konuya, çok klasik bir giriş yaptık ama Ege ve İyonya denizleri arasındaki yarımada ile ada ve adacıklarda yörenin en eski uygarlığına sahip Yunan milleti yaşamaktadır. Sözcük anlamı Yunan delikanlısı olan palikarya, Türklerin batıya göçü ile Anadolu’ya yerleşmelerine bağlı içe sinmemiş bir kuyruk acısı yanında taşınan çok kötü anılar, bizim kahpe Yunan kabadayısı dememizi gerektirmiştir.

Son yıllarda, Ege’deki çok yakın adaların kıta sağanlığı mesafesini 6 mil’den 12 mil’e çıkarma dayatması, delikanlılığa sığmamanın delilidir. Çünkü o zaman, Çanakkale ile Bodrum arası kıyılardan Ege denizine ayak dahi sokulamayacaktır. Ayrıca, 3-5 yıl önce iflas eden Yunan ekonomisine destek yardımları ve turizm kampanyaları karşılığı bu olunca, kahpelik eklemesinde haklı olduğumuz kanıtlanmıştır.

Peki, buraya nasıl geldik? AKP iktidarına göre sebep, Lozan anlaşmasıdır. O zaman bunlar olsaymış, Ege deki 12 adalar bizde olurmuş diye düşünenler, son 18 yıllık iktidarları boyunca 18 kayalık ve adacıklara Yunanlının sahip olmasını görmezden gelmiştir. İşte AKP yönetiminin zayıf dış politika zararını gösteren bu olayı, benim gibi sade bir vatandaş görüyor ama kendileri görmezden geliyor neden ki?

Devlet yönetmek, devletin politikası ile çıkarlarını savunmanın sonucu böyle mi olur? Halk bizi seçti, bizde elimizden geleni yaptık demek yeter mi? Meydanlara çıkıp, kötü olanları iyi yaptık demek ve alkışlanmaktan yararlanmak dahi iyi değildir. Seçimler öncesi yetkili kişilerin tv’larda konuşmayınca, meydanlarda kötüler iyi oluveriyor ve bu bilinçli olarak yapılıyor. 16 Nisan 2017 anayasa referandumu bunun bir örneğidir.

Demokrasilerde kuvvetler ayrılığı(Yasama, Yürütme, Yargı) olmayışı, olsa da yetki karmaşası içinde ne huzur, ne adalet ve ne de başarı sağlanamadığını görüyoruz. İşte ekonomi ile savunmayı zayıf gören kahpeler, bir asır öncesinde olduğu gibi birleşip saldırma fırsatı arıyorlar. Koltuk, saltanat ve yandaş sevdanız sizi kurtarmayacaktır.

İç barışı, özverili politikayı, güvenilir demokrasi’yi ve liyakati kenara itip koltukları işgal ederek, bir asır önce devlet kuran vefalı insanlara lanet okumanın sonu gelir. Çünkü er geç fanatikleriniz de gerçeği görecek ve misli ile lanet okunan sizler olacaksınız. Bu gün, sizin gereksiz gördüğünüz Zafer Bayramı günü, Akdeniz’deki işimize, bir asır öncesi gibi yine birleşip saldırma günü oldu. Biz anlatamadık, belki palikaryalar anlatmıştır. Umarım bu güne, birde iç barış gününü eklersiniz.

30 Ağustos 2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s