Baro

Her sade vatandaşın çizmeyi aşmamak kaydıyla, hayata dair konular kapsamındaki (siyaset, çevre, eğitim ve ekonomi gibi) yorumları doğaldır. Eleştiriye mesafeli olan üç konu (din, hukuk ve ordu)da, son dönemlerin siyasileri ile bu meslek mensuplarının hataları itibar kaybettirmiştir. Gerekçe, seçimde oy hesabı ile çıkar ve rahatları için deşifre olmuş vatana millete ihanetlerdir(tarikat, cemaat ve FETÖ’cüler). Ne yazık ki, her meslek gurubu gibi hukukçular da hatalar yapmıştır…

Son 3-4 günün en önemli konusu, baro başkanlarının yürüyüşü ve bu esnada oluşan olaylardır. Toplumun yaşam güveni olan adaleti, tarafsızlığına güvenilen yargı sağlar.  Yargının savunma kanadını oluşturan avukatların zorunlu olarak bağlı oldukları her il bazında oluşmuş ve kamu kurumu niteliğindeki kurumların adı baro olduğunu bilir ama baro sözcük anlamının “Bariyer, bar ve demir parmaklık” sözcüklerinden, koruyucu ve savunucu anlamına geldiğini de öğrendik.

Peki, Baro Başkanları neden yürüyor? Baro, her ildeki avukatların tek kurumudur ve barolar bu güne kadar siyaset şemsiyesinden uzak kalmayı başarmıştır. Avukatların çoğu büyük kentlerdedir. Demokrasi diyerek gelen siyasi iktidarlar, yargıdaki hâkim ve savcılar gibi savunmayı da görüşleri yönünde kontrol etmek istiyor ve büyük kent barolarını bölerek benden olan ve olmayanları belirlemeğe çalışıyorlar.

Vaktiyle bu işi sendikalarda yaptılar. İktidara yakın sarı sendikalar ve karşıtları hala devam etmiyor mu? Keza sonradan kurulan memur sendikalarını başlangıçta bu hale getirdiler. Yani işverenler ve en büyüğü olan kamu işvereni hükümetler,  parada ve üyede güçlü sendikaları istemiyor, baroları da bu kapsamda zayıflatmak istiyorlar.

Ayrıştırmak AKP’nin temel politikasıdır. Böylece oyları kolay kontrol ediyor ve sürekli sandıktan çıkmayı başarıyor. Devamı içinde TBMM saf dışında, hukuk makasta, yargı ve muhalefet baskıda, sendikalar kıskaçta, STK ablukada, medya reklam havuzunda ve işverenler denetimdedir. İşte AKP imparatorluğunun sırrı budur.

Evet, barolar direniyor, tek kozları oylarının çoğunluğu demokrat oluşudur. Zaten tek ve anayasal olan bu hakları için direniyorlar. Sendikalar ile baroların farkı üyelerinin bilincine bağlıdır. Ankara da önleri kesilen ve yağmur altında saatleri geçen başkanlar zorluklara rağmen görevlerini yaptılar. Onları içtenlikle kutluyoruz!

Konuyu tarihi bir örnek ile tamamlayalım. 24 Haziran 1924, Musolini, avukatlar’dan şikâyet etmiş ve 05 Kasım 1925, Ankara Hukuk Mektebini açan Atatürk ise, hukukçu yetiştirecek bu okulu açmaktan mutluyum demiştir. Bu günün iktidarı da hak için yürüyen baro başkanlarına eziyet etmekten mutlu oluyor. Şu tarihi çelişkiye bakın!

24 Haziran 2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s