Kökeni arapça sözcüklerin karşılığını, çok şükür ki artık dilimizde mevcut olduğunu TDK’na bakarak görebiliyoruz. Ancak, bu sözcükleri öne çıkarıp kullanmayı henüz başarmış değiliz. 13. yüzyılın son yarısı ve 14. yüzyılın başlarında yaşamış Türkmen bir derviş Yunus Emre’nin şiir ve konuşma dili, arap kültür esaretinin toplumumuza zararlarını çok güzel anlatmaktadır. Bu vesile ile hala hiç sakınmadan kullandığımız “Hamaset” yerine “cesaret” veya aşırı cesaret sözcüklerini neden kullanamadığımızı gündeme taşımak istedim.
Bağışlayın, konuya tam girmeyip bir başka alandan bakarak, söylemek istediklerime derinlik kazandırmak istiyorum. Ben, olabildiğince milliyetçi bir Türk vatandaşıyım. Ama buna rağmen yeryüzündeki insanlığın barış, huzur ve dayanışma içinde olması görüşündeyim. Peki, nasıl olacak bu? Bence hiçte zor değil, tek dil, tek inanış ve her yerin farklı kaynaklarını özveri ile paylaşılabilmek ile mümkün olacağını sanıyorum.
İşte o zaman, insanlar arasındaki sınırsız iletişim ve ayyuka çıkan dayanışma ile her yöre imkânı paylaşılabilen bir dünya toplumu oluşmaz mı? Bencillik yok, IQ değerine uygun her insan çalışıp üretecek olduğuna göre, mutlu bir dünya toplumu olmaz mı? Tekrar bağışlayın diyorum, sanırım şartları imkânsız, adeta bir rüya görüyorum. Ama o zaman, bir Amerikan sapığı yâda delisi ve o delinin yandaşı olan başka ülke delileri, “Benden yana olanlar rahat eder ama her şey benim istediğim gibi olacak!”diyemezdi.
Sadece topluma sağ gösterip sol vuranlar da değil, bu gün ülkesini savunan masum İran mollaları, daha bir ay önce bana kazan kaldırdınız diyerek yedi bin asıl masum milletin canına kıyamazlardı. Mesela, 4-5 yüz milyon arabı, şeriat baskısı ile uyutan en çok 3-4 yüz benciller, sınırsız varlık sahibi olamazlardı. Dahası var, demokrasi diyerek ve dindarlık maskesi ile milletin oyunu alıp, kul hakkı tanımayanlar olamazdı. Otuz yıl prim ödeyip 20 bin TL alırken, 2 yıl vekil olup, 2 yüz bin TL maaş alamazdı.
Şimdi gelelim hamasete; Asırlar boyu ihmalin fakirleştirdiği halkı “Türk Milleti Zekidir, Çalışkandır, Cesurdur. Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyen Atatürk, 1923 yılında yüksek kurla borçlu,15 yıl sonra borçsuz ve eşit kurda TL ekonomisi yanında 148 dev yerli üretim işyeri oluşturmuşsa, çok büyük başarı elde etmiştir. Bu günkü iktidar ise daha çok hamaset ile 24 yılda devlet işletmesi bırakmamış, dış borç dağ gibi yığılıp, kur elli kat artmışsa, bu kötü ve beceriksiz bir yönetim değil midir?
Yunus Emre sonrası Osmanlı, duru Türkçesi ile 220 yıl boyunca büyümüş ve hilafeti de taşımıştır. Ama sonraki 400 yılda ve hala dili, Türkçe ile arapça karmaşası, yani, “arap saçına” dönmüştür. Milliyetçi bir toplumun öne çıkmış kendi dili olması gerekir. Arabın yalellisi, ya da diğer dillerin şusu busu kendilerinin olsun!
Camideki imam. Poposunu zor sığdırdığı vaaz kürsüsünde araptan daha arapçı, başka yerlerdekiler onun bunun dilini satmaya devam ederken, duru Türkçemizi ve duru sözcüklerimizin yürek burkan halini göremiyoruz. M.K. Atatürk’e neden Dünya Lideri dendiğini TDK, TTK, THK’larına bakarakta anlayabiliriz.
27 Mart 2026
Hüsnü ARSLAN