İnsanlığın, masumiyeti aptallık, şımarıklılığı da akıllılık sayması sonucu akıllılara bencillik ve suç işleme hakkı tanımıştır. Bireyler, aileler ve tüm toplumsal birimler, öne çıkan şımarıklarına dur diyememişlerdir. Var oluşun devamında, inandıkları değişik güç kaynakları ile son üç bin yıldan beri devam eden uhrevi inanışlar dahi şımarıklara dur diyememiş, aksine daha da artırmıştır. Son olarak adına demokrasi denen insani kavram kısmen çare olsa da, kitleleri ve oluşturdukları imkânları silah olarak arkasına alanlar, hala insanlığa meydan okuyabilmektedir.
İlk olarak, devirlere göre şımarıklığın artışını ele alalım. Dünya nüfusunun yarısı uzak doğu ülkeleridir. Bu oran hala devam etmekte ve hala uhrevi inanışta değiller. Onların yaşam koşulları diğer yarıya göre daha zor ama ceza evleri boştur. Demek ki, uhrevi dinler bencilliğe ve şımarıklığa daha çok prim vermiştir. İbadet yerleri kiliseler ile camilerin çevrelerindeki vakıflarda dönen kepazelikler, hatta tarikat ve cemaatlerin ihanetleri, açıkça suç yerleri sayılmalıdır.
Zamanla, insanlığın geliştirdiği Hukuk kavramları ile demokrasi uygulamaları, iyiye gidiş için umut olmuştur ama son günlerdeki ABD’nin despotça girişimleri, kötüye dönüşün yani şımarıklığın örneği sayılmaz mı? Aslında bu, ABD’nin yeni kötülüğü değildir. Onların şımarıklığı bencillikte doruk yapmış ve 2.dünya savaşı sonrası diğer tüm milletlere yerel kaynakları bizden başkası sahip olamaz demiştir
Bunu en iyi Türk milleti bilmektedir. Çünkü demokrasi diyerek gelmişler, milliyetçiliği ve çağdaşlığı baltalamak için darbeler ve ekonomik ambargolar uygulamışlardır. Acele etmemişler, sürdürülen plan ve programlar ile istediklerini almışlardır. Daha doğrusu, istediklerine hayır demeyecek adamlarını yönetime getirtmeyi başarıp istediklerini alırken, ayrıca milletimizi sömüren yerli şımarıklar oluşturmuşlardır.
Bir asır önceki atalarımızın hazırlayıp hayata geçirdiği asıl demokrasi ile seçme ve seçilme hakları ve de yanında oluşmuş laik, demokratik çağdaş düşüncelerin, yerine yobazlık getirilmek istemişlerdir. Kim ne derse desin, milletimize yapılan en büyük kötülük, tarikat ve cemaatler ve onların destelediği siyasilerin ihanetidir. Bu ihaneti yapanları besleyen de ABD’dir. Öyledir, çünkü her ihtiyaç, onların dayatması ile dışarıdan alınırken, şu an içeride, sadece 27 yerde altın arayan ve toprağımızı zehirleyen de ABD’dir.
Milletimiz bireysel tercihlerini yaparken, fanatizm’e kapılmış olabilir ama bu gafleti 24 yıl devam ettirirse, sonucuna katlanmaktan başka seçeneği kalmamıştır, yeter ki attık tereddüt etmeden gereğini yapabilsin. “Verin bu kardeşinize yetkiyi” yakarmasına kanmış olsak ta, hepimizin demokrasiyi yeterince sevdiğinden asla kuşkumuz yoktur Bu yüzden en kötü demokrasi dahi, tek adalıktan daha iyidir.
25 Ocak 2026
Hüsnü ARSLAN