Kaderimiz

İnsanların birbirine sorduğu konuların başında “Kadere inanır mısın?” sorusu gelir. Bu sorunun amacı, bilmediğimiz oluşumları anlamak ve böylece kendimizin bu bilinmez ortamda ne durumda olduğunu araştırmaktır. Yer küre üzerindeki canlıları, hatta küçük çakıllar ile büyük kayalıklar halindeki dev küme ve kitlelerin nasıl oluştuğunu anlamak ve böylece, kendi kaderlerimizi belirleyecek duruma gelmektir.

Kader = Alın yazısı ya da Yazgı, bu tanımlar, pek çok kişinin “Benim elimden gelen bir şey yok” teslimiyetçiliği olarak algılanırlar. Oysa bilimsel uğraşılarla varılan sonuçlar hiçte öyle değildir. Zaten insanın diğer canlılardan farkı da kendini böyle göstermiyor mu? İşte bu yüzden kadercilik, teslimiyetçilik değildir. Olaya birde şöyle bakalım; Yer kürede, duran ve gezen çok sayıda canlı olduğunu biliyoruz ama akıl ve izan ile sadece insan gurubu yaşamıyor mu?

Konumuza buradan itibaren, insanın kendi kaderini belirlemesine örnekler ile devam edelim.

İlk örneğimiz eğitim ile olsun; Ülkemizde düz rakamla 20 milyon ilk ve orta öğretim öğrencisi (liseler dahil) var. Bunların yarısı ilkokullarda olduğunu varsayalım. Yani 10 milyon öğrencinin yaklaşık 5 milyonu, şartları veya isteksizliği dolayısıyla okuma gönülsüzüdür. Onlar daha çok çıraklık yöntemi ile hayata atılır ve kaderciliğe kurban olur. Diğer taraftan nüfusumuz giderek yaşlanıyor. Bunlar, en azından meslek liseli olsa ve ülke üretiminin ara elemanı ihtiyacını karşılansa fena mı olur? Aslında bunca gönülsüzü, okullardaki rehberlik öğretmenleri ile kazanmamız mümkün olacaktır. Aksi halde yaşlanan nüfusumuz, tarikatların kölesi olacaktır.

Malum, ilkokulların amacı sadece oku/yazar olabilmektir. orta öğretimin genel amacı, üniversitelerin alt yapısı, yani hazırlayıcı kurumlarıdır. Son 24 yılın yanlışlarından biri, devlet orta öğretim okulları imam hatipli olmasıdır. Bu sistemden dolayı eğitim kalitesi sıralamasında ilk %20 içinde iken, son %20 içine kaymıştır. Çağın bilimsel grafiği sürekli yükselirken, imamlar son %2 de kalırsa şaşmamalıyız.

İkincisi; İlkeleri ile birlikte cumhuriyetçilik ve çağdaş uygulamaları sonucu ile demokrat olabilmektir. Şartları ve ön koşullarını özümseme düzeyine gelebilmek için eğitimi asla göz ardı etmemektir. Demokratlığın şartı çalışkan, dürüst, adaletli ve samimi olmaktır. Demokrasiye, Avrupalı ile Ortadoğulunun vizyon farkını örnekleyebiliriz. 21.asırda şamar oğlanı olma nedeni, demokrat olamamasıdır. Duvarlarımızda yazılı “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir.”ifadesine rağmen, demokrat olamazsak, kaderimiz Ortadoğuludan farksız olacaktır.

Üçüncüsü; Hesap verebilmektir. Seçilerek görev alan iktidarların, milletin emeğinin karşılığı ile hizmet verdiğini unutmamalıdır. Mesela, seçim propagandası giderlerini mutlaka kendi imkânları ile yapabilmelidir. Fırsatı yakaladım, güç bende, kaderim de bellidir dememelidir. Anayasaya, yasalara uymalı, “Adalet Mülkün Temelidir” ilkesini asla unutmamalıdır.

20 01 2026

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın