TBMM’ne, 14/28 Mayıs 2023 seçimlerinde AKP listelerinden dört milletvekili ile giren kısa adıyla Hüda-Par, açık yazılışı ile Hür Dava Partisi ve Kürtçe yazılışı ile Partiya Doza Azadî’nin bir Milletvekili, 2 gün önceki açıklaması ile yine toplumun sinirlerini zıplatmıştır. Aslında bu olay, 23 yılık iktidarın kirli bir oyunudur. Ne yazık ki bunu, “tavşana kaç, tazıya tut” ustalığıyla yapıyor, dolayısıyla ülkemize ve milletimize zarar veriyorlar.
Hüda, Par 19 Aralık 2012 tarihinde kurulmuş ve İslami terör örgütü Hizbullah’a yakınlığı ile biliniyor. Bu iddianın dayanağı, 24 Ocak 2001 tarihinde ve Diyarbakır da, Gaffar Okan ve beraberindeki 10 emniyet görevlisini tuzak kurarak öldüren Hizbullah’ı savunmasıdır. Hüda Par, toplumun İslami esaslara bağlı kalınarak yönetilmesini istiyor, bu yüzden ülkenin kurtarıcısı ve Cumhuriyetin kurucusu Kemalist düşünceye düşman olduğunu da açıkça söylemekte ve etnik bölünmeyi kıkırtmaktadır.
Ortadoğu’nun, şamar oğlanına dönmüş halkını ve talan edilen imkânlarını dikkate alırsak, İslami ideolojinin işe yaramayacağını ama siyasi etkisiyle belki arada bir ve sınırlı sayıda Hüda Par mensubunun büyük partilerin nal toplayıcısı olarak TBMM’de olmasını sağlayabilirler. Bu arada halen %10’larda olan tarikatların köle oylarına yanaşırsa, örneğin, AKP gibi partilerin hışmına da uğrayıp tarih olmaları mümkündür.
Cumhuriyete, Atatürk ilkelerine ve gerçek demokrasiye bağlı yurtsever bir vatandaş olarak, Hüda Par’a naçizane önerim, Ortadoğu bataklığında boğulmadan durumu görmeleridir. İslamın ve diğer dinlerin gerçeklerini anlamamanın farkı olarak, özellikle Ortadoğu Müslümanlarının yaşam şartları gerçekleri saptırılmamalıdır. Çünkü demokrasi, bu engeli aşmanın temel kavramı ve huzurlu yaşamın gereğidir.
Bu gerçeği, çıkarları için doğrudan saptıran tarikatlar, dolaylı saptıranlar da bencil siyasetçiler olup, hepsi birden demokrasiye karşı duruyorlar. Yani, aileleri köleliğe razı eden tarikatlar ömür boyu, siyasiler ise seçimlerde kandırdıkları halkın sırtından saltanat sürüyorlar. Bu engelleri aşmış toplumlar, demokrasiye de samimiyetle sarılıp mutlu, hatta bizlerden kopardıkları ile hak etmedikleri refaha ulaşıyorlar.
23 yıl kendilerine güvenip destek olmuş halkın istismarı, vaatlerin tutulamaması sonucu çöken ekonomiye karşı zorda kalınmasına rağmen, hala iktidar olmak için direnenlere benciller ya da özverisizler denmez mi? İşte bu yüzden, demokrasinin vazgeçilmez üç kavramı “Adalet, Liyakat ve Özveri” oluyor.
Toplumlar arası güvenin kaynağı “Adalet, Liyakat ve Özveri” kavramları olduğu atık tartışılmaz olmuştur. Görüyoruz ki 1500 ile 2500 yıl arasında geçmişleri olan inançlar, bu güveni yeterince sağlayamamıştır. Buna rağmen hala inançların kurallarına ve özellikle Tanrı Gücü desteğine manen ihtiyacımız vardır. Böylece, dürüst ve samimi yönetim tarzı dediğimiz demokrasiye daha kolay ulaşmış oluruz. Ve son olarak, Tanrı’nın bizi demokrasiye ulaştırması için samimiyetle dua edelim.
22 Şubat 2025
Hüsnü ARSLAN