Ön Türkler

Toplumların geçmişinden geleceğine uzanan ortak değerlerini milliyetçi ve ülkücü olarak tanımlarız. 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaşı zaferi sonucunu, Türklerin Anadolu’yu yurt edinme tarihi olarak biliriz. Ama bunun yanında, İran’ın kuzeyinden göçenler ile eskiden beri yaşayıp terk etmemiş olanların da yurdudur. Anadolu’nun, iki büyük etnik gurubu Türkler ve Kürtlerdir. Diğerleri ise, göçenler arasından kopan küçük gruplar ve eski sakinlerden kalanlardır.

Dünyanın hiçbir ülkesinde, aynı kültürel dokuya sahip toplumunu bulamazsınız. Nasıl olsun ki, son 60-70 yılda istediği işi ve aşı bulamayan önceleri az eğitimli, şimdilerde ise eğitimli genç insanlarımız, uzak-yakın başka ülkelere göç ediyorlar. Bu sayı yirmi milyon’a dayandığına göre, ülkemiz için ciddiye alınması zorunludur. Buna mukabil son on yıldır on milyonu aşan sığınmacıyı vatandaşlığa dahi kabul eden yöneticilere, evdeki pirinçten olup, çarşıda bulgur arayan çaresiz veya ard düşünceli denmez mi?

Peki, toplumsal göçün günümüz koşullarındaki sebepleri nedir? Köyünden kentine göçmüş ama yine de iş bulamamış insanların geçimlerini sağlayacak yer aramasıdır. Cumhuriyet ile başlamış bilinçlenmeyi, demokrasi ile kör topal’a döndürüyoruz ama iyileştirecek yönetimleri seçemiyoruz. Çünkü seçmenlerde kör topal kalıyor. Mesela,  30 yıl önce Avustralya’ya giden yurttaşlarımız orada kazançlarını tarikatlara kaptırıyor ama buradaki yakınları, tarikatçılar ile sarmaş dolaş siyasilere dünya lideri diyorlar.

Evet, bir kez daha vurgulayalım, 1071, Anadolu’da ilk Türk uygarlığımızın başlangıç tarihidir. Bulundukları yerlerden koparak sıradan ailelerin geliş tarihi İslamiyet, hatta Milat öncesine uzandığı, tarihi ayrıntılarda kayıtlıdır. Mesela Sümerler içindeki varlığımız uydurma bir tarih değildir. Tersine, kişiliklerini ve kültürlerini koruyan “Ön Türklerin tarihidir.

O, Ön Türkler sayesinde Beylikler Hanlıklar halinde büyük göçler olabilmiş ve onlar sayesinde Anadolu uygarlıkları bu güne kadar sürdürülmüştür. Ön Türklerin 1071’den sonrasındaki ve hepsi bilinçli Müslüman olan ünlü temsilcilerini hepimiz tanıyoruz ve onlar, Müslüman Türk toplumuna İslamiyeti anlamaları için açık destek olmuşlardır. Hacı Bektaşi-Veli; “Kul Hakkı”nın önemini anlatmıştır. Mevlana; “Haktan alıp Halka vermenin” önemini anlatmıştır. Yunus Emre; “Öz Türkçemizin güzelliğini” tanıtmıştır. Son olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Kimliği yok sayılan Anadolu Türklerine öz güven ve milli gururlarını geri kazandırmıştır.

Sırası geldikçe özellikle anlatmaya ihtiyaç duyduğumuz bir husus var ki o da, Hilafetin taşınmasıdır. Hilafet uğruna araplar ya hiç yıllık ödeme vermemiş, ya da az vermiştir. Üstelik onlardan, bize İslamı öğretmesi istenmiş ama ne yazık ki hala İsalam yerine arap hayranlığı öğrenmekteyiz. Bu yüzden Osmanlı tükenmiş ve devamındaki Cumhuriyeti de, iç ve dış düşmanlarımızın yardımıyla aynı akıbete sürüklüyoruz.

Batı, inanç baskılarına karşı 1800 yıl sonra durabilmiştir. biz ortadoğulular ise, hem batı hem de onların inançları kumpasına alınmış durumdayız. Şu anki çaresizliğimizin sonucu, 1,8 milyar İsalam nüfusunun ne inançları kalacak, ne de vatanları. Ama hala şeriat demekten kendimizi kurtaramıyor, zaten bizi bize tükettiriyorlar.

13 Şubat 2024

Hüsnü ARSLAN

Yorum bırakın