Bazı değerler, içinde olduğu ülkenin yönetim biçimine ve o ülke toplumunun sosyal değişimlerine tanıklık ederler. Ayasofya, ülkemizdeki bu durumu yansıtan tarihi yerdir. Ayasofya’nın vikipedi bilgilerine girip dikkatle okumak, hepimize çok değerli bilgiler kazandıracağı inancındayım. Yine de, bu önemli mekândaki değişim ve tarihlerini belirterek devam edeceğim.
Ayasofya, 532 ile 537 arasında Bizans imparatoru Justinuanus tarafından yaptırılmış ve 916 yıl “Kutsal Bilgelik Kilisesi (Büyük Kilise)” olarak kullanılmıştır. İstanbul, 1453 yılında Osmanlı’nın 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmetin fethi sonrası, Ayasofya’nın bir bölümü tadilat ile camii haline getirilmiştir. İstanbul,1453 öncesinde 1123 yıl boyunca Bizans merkezi olduğuna göre orada camii olması mümkün değildir. Yani Ayasofya gibi bir mekânın cami olmasının gerekçesi zorunluluktur.
Osmanlı’da, Ayasofya’yı 480 yıl cami olarak kullanmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve imkan buldukça, tüm tarihi mekanların tadilatı yapılmıştır. Bu kapsamda Ayasofya 1934 ile 1947 arası tadilatı bitmiş ve 2020 yılına kadar müze kullanılmıştır. Çünkü Ülkenin her yanı, adım başı ve büyük ölçekli camileri vardır. Örneğin. Ayasofya’nın yanı başında dev bir Sultan Ahmet Camisi var. Bu cami, Cuma günleri bile dolmuyor. Üstelik az üstte Beyazıt ve çevresindeki camiler de var. Ama 2020 yılında yapılan bir yığın masraf ile ve tam bir gösteriş edası ile orasını yeniden camii yaptınız.
Bu günlerde yine Ayasofya yeniden tümüyle müzeye dönüştüğünü öğrendik. Dört yıl bile olmadan neden vazgeçtiniz? Mutlaka bir nedeni vardır, ya birileri aba altından sopa gösterdi, ya da borç para aranırken sorun oldu. Benim garibime giden bir başka haber, Diyanet 200 elemanı ile Ankara Kızılcahamam Dedeman otelinde kişi başı bir günlüğü dört bin TL ödeyerek toplantı yapıyor. Ali Erbaş Hoca da çıkıyor israftan bahsediyor. Buna ne denir bilmiyorum ama soruyorum. Siz ne üretiyorsunuz da saçı bitmedik yetimlerin hakkını bu kadar rahat harcıyorsunuz?
Bu yıl(2024) Diyanet bütçesi 91,8 milyar TL, bu kadar para yetmiyor ki her Cuma çıkışı cemaat’ten para bağışı istiyorsunuz. Maaşlarınız ortalama emeklinin üç katıdır. Bu kadar para alınıyor ama harcamaları listeleyip hesap veren yok. Her bakanlıktan büyük bütçeniz var ama akşamları yastığa kafanızı koyup muhakeme düşünceniz ve vicdani sorumluluğunuz da yok. Dindarlık ile inancın güzelliklerini topluma anlatmak göreviniz olduğu halde ve Maliye Bakanı’nın uyarmasına rağmen, israfı yapan olmanız hayra alamet değildir.
İyiyi, kötüyü anlatan haddinden çok fazla görevliye para ödüyoruz ama yeterince bilgilendiğimizi söyleyemiyoruz. Çünkü siz söylediğinizin tersini yapıyorsunuz. Siz asla samimi değilsiniz. Bu yüzden inancımızı gölgeliyor ve bize zarar veriyorsunuz. Unutmayın, çöp konteynerlerinen hurda hatta yiyecek arayanlar her gün biraz daha artıyor. Bunun yegâne sebebi, “İtibardan tasarruf olmaz.”demek ve kul hakkını öteleyip, hesap vermemektir.
26 Ocak 2024
Hüsnü ARSLAN