Emekçiler Günü

08 Mart 1857 tarihi başlangıcı ile önce dünya emekçi kadınların, sonra da tüm dünya kadınlarının günü olmasından bir önceki yazıda söz etmiştik. Günümüz insanlığı hala ayrıcalıkla kadınlar günü üzerinde duruyorsa, nedeni kadın erkek eşitliğinin yeterince kabul görmediğini kanıtlar. Bu gün, emekçi kadınlar günü üzerinde durmak istedim. Öyle ya, neden erkekler günü yok ta, kadınlar günü var? Emekçi erkeklerin, emekçi kadınlardan fazlalığı gerçektir. Sadece “Emekçiler Günü” desek yetmez mi?

Şimdi konuya yine erkekleri kenara çekip, “emekçi kadınlar” diyerek devam edelim ve emekçiliğin sadece sanayide çalışanlara has olmadığını belirtelim. Mesela, insanlığın varoluşundan beri devam eden ev kadınlığı, emekçi olamaz mı? Kendi evindeki işleri alel acele yapıp, ücret karşılığı başkasının evindeki işleri yapanlar, tarımda kendi işini veya ücretle başkasının işini yapanlar, sağlıkçı, eğitimci gibi, her türlü mal ve hizmet üretimi alanlarında çalışanlara, “emekçiler Günü” dememiz gerekmez mi?

Artık kadınlarımızın çalışmadığı iş alanı yoktur. En yorucu işler, tarım alanındadır. Ben batı Karadeniz bölgesinde doğup, çocukluğumu orada geçirmiş bir insanım. Ekilip biçilen alanlar ve ilgili her açık alan işleri, kadınlar olmadan yürümez. Sabah karanlıkta sırtlandığı beşiği ve bebeği ile birlikte akşam karanlığına kadar çalışırlardı. Ninelerimiz ev işlerini yapardı ama yoksa dönüşte analarımız ve kızlarımız yapardı.

Geçen zaman içinde, özellikle çağdaş, zamana ayak uyduran toplumlarda erkek çocuklarımız kadar kızlarımızda eğitilmeğe çalışılıyor. Çünkü emekçilerimizin her kademesinde eğitimli çalışan gerekiyor. Bu yüzden çalışan gençlerimizin kız erkek ayırımı azalmış, kadın erkek eşitliğinin farkı kalmamış oluyor.

15 yaşımda ayrıldığım köyümden sonra, kentlerde ve değişik işlerde 45 yıl çalıştım. Ülkemin pek çok yerini gördüm, Karadeniz emekçileri kadar yoğun-yorucu şartlarda çalışana rastlamadım. Emek, üretmenin olmazsa olmazıdır. Eğer bir toplum tükettiği kadar üretemiyorsa cari açık asla bitmez, zamanla bağımsızlığını kaybeder. Topluma şirin görünen yönetenler, milletini başkalarının ürettiklerine muhtaç bırakırsa, ülkesine yanlış hizmetten öteye ihanet etmiş olurlar.

Üretmek, milletler arasındaki rekabetin(yarışın) ekonomik değerli aracıdır. Bir malı ya da hizmeti üretirken, daha iyi ve daha ucuz olması, yani kalite ile verimlilik esası şarttır. Hızla değişen teknolojik gelişmeler verimli üretime destek olsalar da, üretimin temel unsuru ehliyetli, liyakatli çalışanlardır. Ve o değerler eğitim ile sağlanır.

Ülkemizde yaz-boz’a dönen sistem farkları dünyadakilerin en iyisi de olsa, o sistemin sonuçlarını, acemi, yanlı ve maksatlı yönetenler kötüleştirir. Bir asırlık Cumhuriyetin son 76 yılındaki demokrasisi eksik kalmışsa, baş suçlusu, yönetenlerini iyi seçememiş seçmendir. Kavramlar, toplumların kabullendiği değerlerdir. Emekçi Kadınlar Günü, Dünya Kadınlar Günü yerine genelleşmiş, bütünleşmiş Emekçiler Günü olamaz mı?

09 Mart 2022

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s