Dünya Kadınlar Günü

Bu günlerde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nca açıklanan “Sivil Anayasa ve İnsan Hakları Eylem Planları” varsayılan görüşlerine,08 Mart Dünya Kadınlar Günü nün olumlu etkisi olacağını ummak istiyorum. Çünkü anayasanın, 16 Nisan 2017 deki ucubelikten kurtarılmasını ve bu yapılırken, tarikat ve cemaat baskıları ile daraltılan kadın haklarını, artan cinayet ve tacizlerini durduracak şartların oluşturulmasına, açıkça ihtiyaç olduğunu görüyorum.

26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka- Kopenhag’da toplanan 2. (Sosyalist) Enternasyonal’e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda,  Almanya Sosyal Demokrat Partisi delegeleri Clara Zetkin, Kate Duncker ve arkadaşları, Almanya da bir tekstil işyeri grevcisi 120 kadının, 08 Mart 1857 deki yangınından kaçamayıp yanması anısına,  “Kadınlar Günü” düzenlemesi önerisi getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İlk yıllarda belirli bir tarih saptanmamış ama 18 Aralık 1977 BM toplantısı ile 08 Mart, “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi.

BM’lerde insan hakları kapsamında olarak kabul edilen Dünya Kadınlar Gününe, batı ülkelerinde değer verilerek sürdürülmüştür. Bizde ise, Cumhuriyet ile başlayan kadın hakları istenilen değere erişip, diğer Ortadoğu ülkelerine göre farkı haline gelmiştir. Demokrasi ile daha da gelişmesi gerekirken, hortlatılan tarikat ve cemaat baskıları ile giderek zayıflamaya devam etmektedir. İşte bu yüzden 21.yy anayasasına, 1924’ün tekke ve zaviyeler maddesi, misli ile güçlendirerek kazandırılmalıdır.

Çünkü tarikat ve cemaatlerin varlığı ve de işleyişi insan haklarına tümüyle zıttır. 21.yy insanlığı için öngörülen murid ve kölelik, hiçbir insan haklarına uygun olamaz. İslam dininde, Tanrı ile kulu arasında sadece Peygamberini elçi olarak gördüğü halde, Şeyh lerin kendilerini peygamber gibi göstermesi çok açık suç değil midir? Bu uygulamalar ile şeyler, hem dini, hem ahlaki hem de anayasal suçlar işlemiş olmuyor mu?

İslam dini kadını ötelemezken, tarikatların kadını baskı altında tutmak istemesi, kadının, yeni yetişen topluma etkisini azaltmak içindir. Çünkü iyi yetişmiş bir kadının çocuğu biat’i değil, sorgulamayı öğrenir. İslam’ın mutlak sahibi rolündeki Araplar, köle kültürünü devam ettirmek için mezhep, tarikat ve cemaatler ile İslam’ı saptıran, arap kültürünü yayan olmuşlardır.

Zorunlu seçim sistemimiz(demokrasi) dolayısıyla, seçim öncesinde siyasetçinin ilk işi, şeyhin dizinin dibine oturup, kölelerinin oyunu istemek olur. Halkına değil şeyhine güvenmek, halkı köle görmesi için şeyhe fırsat vermek ve amacı ömür boyu sandıktan çıkmaktır. Böyle bir siyasetçi, içeride tarikatçının, dışarıda da tefeci kölesi demektir.

Aday adaylarından, oylanacak adayları, ön seçimle değil, siyasi liderler belirliyor. Örneğin, vakıflarda tecavüz edilen onlarca çocuk için aileden sorumlu kadın bakan, bir kere ile bir şey olmaz diyor. Grup başkanvekili bir kadın da, bizden önce kadın hakları yoktu diyebiliyor. Çünkü onları, oralara layık olmadan lideri aday gösterip seçtirmiştir. Onlardan, Kadın Hakları anlamını bilmeleri beklenir mi?

07 Mart 2021

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s