Para ve Beka

Parayı yönetmenin doğruluğu, anında etkisini değer artışı ile göstermiştir. Sadece bu yıl TL’nin değeri, $ karşısında %40 azaldı ama çalışan ve emeklilerin maaşları ancak %10 arttı. Demek ki bizler, bu yıl %75 enflasyon mağduruyuz. Bu durum, televizyonda Hazine ve Maliye eski Bakanına sorulmuştu ve o, ülke ekonomisi adına, “maaşlarınızı $ ile mi alıyorsunuz?”diyerek kapatmak istedi. Ama eleştiriler devam edince, devletin en yetkilisi Cumhurbaşkanı, “ekonomi benden sorulur.” restini çekti.

Aslında $’ın neden düştüğünü değil, neden yükseldiğini sorgulamalıyız. Günün genç kuşağı, 2001 yılının mali krizini bilmez ama bunu 40 yaş üzerindeki aklı başında her vatandaş asla unutamaz. Bu, 1990’lı yıllarının siyasi çalkantıları sonucu olup CHP, DYP ve ANAP gibi partilerin yok olması sebebidir. Bağlı olarak önce RP, sonra da DSP ile MHP’nin öne çıkarıldığı yıllardır. 17.08.1999 Marmara depremi de eklenince, iktidardaki DSP ile MHP, ekonomik krizin üstesinden gelememiştir.

Bu ekonomik kriz dolayısıyla siyasi kriz de büyümüş ve anayasa kitapçığı zamanın Başbakanı yüzüne fırlatılmıştır. Sonra da apar topar ABD güdümlü Derviş Bey gelmiş ve bir dizi acı reçeteler düzenleyip çekip gitmiştir. Eğer DSP ve MHP fırsatçılık değil o zamanki acı reçetelerin sonucunu alsalardı, AKP bu halde gelemezdi. İşte bu olaylar, bizim siyasilerimizin henüz dünya ekonomisini anlayamadığının kanıtıdır.

DSP ve MHP karmaşadan faydalanıp hak etmeden yakaladıkları fırsatı kaçırmış ve AKP’nin, 03 Kasım 2002 deki zaferinin aracı olmuşlardır. AKP, hızlı başladığı işinde çok geçmeden balonlarını söndü. Çünkü onca üreten işletmeleri satıp yok etmesi, asla milletin isteği değildi. Sonra, 18 yıl devam etti, üretim ve işsizlik dipte, dış borçlanma zirve yaptı. Yani un var, şeker var, yağ var ama helva yapıp yemeği bilmediğimiz gibi, iğneden ipliğe dışa bağımlı olunmuştur.  

Eğer sistem değişmeseydi ve bağımsız Cumhurbaşkanı iş başında olsaydı, günümüz ekonomisi için anayasa kitapçığı Başbakan’ın gözüne sokulurdu. Bu ifade asla kasıtlı değil tersine görevini ihmal edenler için kullanılmıştır. Bu yüzden tek adamlı sisteme geçiş yanlış olmuş ve ben yapınca olurun önü açılmıştır. Sonuçları görüldüğü halde koltukta kalmanın zorlamasına hep birlikte katlanıyoruz.

Evet, tarım ve hayvancılığımız kendimize yeterken dışa bağımlı olmanın zararlarını göz ardı edenler gaflet içindedir. Boş gezen insanın ne parası, ne aşı, ne de huzuru olur. Bilgi ve becerisi olmayan toplum üretemez ve kazanamaz. Kazanamayan da kendine, ailesine ve ülkesine faydalı olamaz. Eğitimi imamlığa dayalı milletlerin işi, üretmeden tükettiği ve fakirliğin pençesinde olduğunu birlikte görmekteyiz.

Bilgisiz ve donanımsız bir toplum, belki arka bahçende olur ama daha çok tarikat ve cemaatlerin kölesi olur. Bu gidişin sonu, asırlık cumhuriyet ve demokrasi tecrübemiz çöpe atılmasıdır. Her şeyini denetimsiz bir yönetime teslim etmiş topluma, çağdaş toplum denemez. Böyle bir toplumun kültürü, parası, egemenliği ve beka sorunu olur.

15 Kasım 2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s