Emek ve Dayanışma Günü

Dünyada çalışanların günü olarak bilinen 1 Mayıs, Cumhuriyetin ilk yıllarında İşçi Bayramı ilan edilmiş ama 1925-1935 arası yürürlükten kaldırılmıştır. Ardından Bahar Bayramı adıyla devam etse de, 1 Mayısın İşçi Bayramı olmasını, 1961 sonrasındaki sendikalar yeniden istemiştir. Bu talep 1975 yılında yasalaştırılmış ve Taksim’in 1977 kanlı Bayramı dolayısıyla 1980 darbesince bir kez daha yasaklamıştır. Son olarak 2009’dan beri,  Emek ve Dayanışma Günü olmuş ve resmi bayram günü sayılmıştır.

Çalıştıran ile çalışan arası durumu, dünya geneli ile bilen sayılmam. Dolayısıyla ülke bazında konuyu ele almak istiyorum.1975’te yasalaşan 1 Mayıs, 1974 Kıbrıs harekâtı cezalandırılması kapsamında hedef bir gün seçildiği, bir siyasi parti örgütlerini de kullanarak, 1977 1 Mayısında 35 kişinin ölümüne sebep olan olaya vardırılmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde, çalışana hakları kolayca sunulmamıştır. Ama hiçbir yerde çalışan etkinliğini, uluslar arası kötü emellerin aleti de olmamıştır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında iyi niyetle işçi bayramı kabullenilmiş ama tehlike sezilerek durdurulmuş. Aynı tehlike dolayısıyla tekke ve zaviyeler kapatılınca, çıban başı durumundaki kelleler yok edilmek zorunda kalınmıştır. O günün İngiliz ajanları neyse, 1977’nin hatta 15 Temmuz 2016’nın görünmeyen katilleri de o değil midir?

1 Mayıs’ın 2009’dan sonraki adı, “Emek ve Dayanışma Günü” olarak, bence daha anlamlı hale gelmiştir. Çünkü sanayide çalışanın alın teri kadar, çalıştıranın emeği ile sermayesi de kutsaldır. Bu yüzden çalıştıran ile çalışan arasındaki samimiyet ve güven son derece önemlidir.

Bizler, Osmanlının kötü mirası sebebi ile ortaçağın şartlarındaki tarım toplumu iken, Cumhuriyetin sanayileşmesi ile tanıştık. Yani 1930 ve 40’larda patronlarımız oldu, 1961 anayasası ile sendikalarımız olmuştur. Pazarlığın başlangıcından bu yana veren ile isteyen arasındaki dayanışmayı hiçbir zaman anlamadık. Çalışan adına isteyen sendikaların başındakiler, işyerinin ne verebileceğini düşünmek dahi istememiştir.

Bu, sendikalaşmada olgunlaşamamak, sonuca etkisi de, işyerlerinin devamı ile ürün kalitelerinin iyileşmesini engellemiştir. Dünyada işletmelerin devamını, ürünün birim fiyatları ile daha iyi kaliteler sağlamaktadır. İşveren ile işçi dayanışması, işyerinin devamına ve ülkenin ekonomik istikrarına yardımcı olur. Böylece, büyümüş işletmeler ile bölünmemiş güçlü sendikaların oluşması sağlanır.

1977 sonrası Taksim inadı, her kesime zarar vermiştir. Oradaki acı olayı unutmamak için kabadayı sendikacılık gereksiz olmuştur. Aynı iş kolundaki tek sendika, çalışanı güçlendirip sarı sendikacılığı önler. Açıkça, düşünceleri ile örnek olan ve yol gösteren Sayın DİSK başkanımızı ve onu yönetime getirenleri kutluyorum.

01 Mayıs 2020

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s