Filtreli Demokrasi

Un eleği, çay süzgeci, baca filtresi ve dahası kevgir, kalbur, gözer gibi ayırma araçları kullanırız. Sınavlar ile başarılı öğrencileri ve çalışacakları seçeriz. Demokrasi ve seçim çığırtkanlarını dinleriz ve de aralarından kendimizi yönetecekleri seçeriz. Bunların tamamı büyük ile küçüğü, iyi ile kötüyü ve bilgili ile bilgisizi ayırmak için kullanılan araçlardır. Ama ayıran da, ayırılan da insan olunca, zorlaşan işin sonucu kayırılan oluverir.

Şubat 2020 ye kadar tüm termik santralların bacalarına, çevreye verdikleri zarardan dolayı filtre takılması gerekiyordu. KHK ile getirilen bu zorunluluğun karşılanması, ülke genelinde oluşan ekonomik kriz dolayısı ile mümkün olmamıştır. Çünkü her bir baca için kullanılacak filtrenin bedeli 12 milyon €’dur. Siyasi Yönetim, kendi sebep olduğu sıkıntının farkındadır ve santral sahiplerini zorlamak istememiştir. Bu yüzden partili Cumhurbaşkanının bilgisi ve kendi önerileri ile filtre mecburiyetini kaldırdılar.  

Canlıların olmazsa olmazı hava, su ve gıda gibi, enerji de toplumların vazgeçilmezidir. Ülkenin birçok yerinde oluşturulmuş hidroelektik santrallerine rağmen hala termik santral çalışmaktadır. Termik santralların zararı dolayısı ile barajlar yapan, barajlar kralı merhum Demirel’e rahmet dilemeden geçmeyelim. Çevre için nerede ise onlara yakın zararlı çimento işletmeleri olup, 1960-70-80’li yıllarda Pendik ve Darıca’daki çimento işletmelerinin zararlarını anımsatmak isterim.

Değişik bölgelerdeki 15 termik santralin, 50 kadar baca filtreleri için 600 milyon €, yani 4-4,5 milyar TL para gereklidir. Sadece 50 milyon $ için çok önemli bir askeri işletmeyi 25 yıl Katar a devrettiğimiz emsal alınırsa, 6-7 yüz milyon $ küçümsenecek rakam değildir. Bu yüzden iktidar, muhalefete rağmen filtresiz çalışmayı göze alıp yasasını çıkarmıştır. Ancak, bölgelerden gelen feryatların sandığı etkileyeceğini gören Cumhurbaşkanı veto masumiyeti ile de olsa geri adım atmıştır.

İyiki filtreli de demokrasi var, çünkü demokrasinin bu kadarı dahi işe yaramaktadır. Keşke tüm seçmenlerimiz demokrasinin değerlerini anlamış olsaydı ve ülkemizde gerçek demokrasiyi yaşayabilseydik. İşte o zaman kandırılmayan, geri adım atmayan yöneticiler seçebilmiş olurduk. Bunun için bir asırlık zaman fazlası ile yeterlidir.

Enerjinin öneminden söz etmiştik. Çalışan ve üreten bir toplumun en büyük ihtiyacı enerji olduğunu bilmiyoruz. Gittikçe çoğalan, üretmedikleri halde hoyratça tüketen tarikat ve cemaatçilere köle oluyor, oy için onlara hoca efendilerimiz diyen siyasileri baş tacı ediyoruz. Buda, yeterince demokrat olamadığımızı kanıtlıyor.

Kendi yiyeceğini ve giyeceğini üretmeyi başarmış bir toplum iken, bunların çoğunu satın alan bir toplum olmuşsak, bu tam bağımsız olamadığımızın kanıtıdır. Doğal ürün ve tohumlarımızı yasaklamış ve ürettiklerimiz ile hastalanıyorsak, bu da, kendi kendimizi zehirlediğimizin kanıtıdır.

08.12.2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s