Anılardan Gerçeklere

Bu sabah interneti açtığımda Facebook’un hazırladığı 1960 ve 70’li yıllara ait sesli sosyal görüntüleri vardı ve bunlar bana gençliğimde yaşanmışları anımsattı. Hatta 1940’lı yıllara kadar düşünüp daha da derinlere dalmama sebep oldu. Sizlere 1940’lı yıllarda kullanılan tırtıklı bir kuruşlara bağlı iki anımı anlatıp, çıkardığım dersleri aktarmak istiyorum. Sanırım bu sayede 70 yıl öncesi ile sonrası kıyaslanmış olacaktır.

İlk anım 1947 Eylül ayına rastlar, ilkokula yeni başladığım o yıllarda, Şenpazar da fırından pek ekmek alınmazdı.  Bunun iki nedeni vardı, ilki, para kıtlığı, ikincisi ise, her aile ürettikleri ile kendi ekmeğini yapardı. Neyse, Şehribani de pazar kurulduğu bir Cuma günüydü. Babam tırtıklı bir kuruş verdi ve okul çıkışında fırından bir ekmek alıp köye götürmemi söyledi.

O zamanki bir kuruş ile aldığım ekmek tam bir okka idi. 1282 gram ekmek bir kuruş, yani o günkü bir kg ekmek fiyatı 0,78 krş demektir. Kafa karışmasın diye sonraki tüm değerlendirmeleri bir kg ekmeğe göre devam ettirelim. 1947 yılı için bulabildiğimiz İstanbul ekmek fiyatı, 6,24 krş./kg dır. Şehribani’deki fırıncının odunu parasız unu da kendi ürünü ve bir kg ekmeği 0,78 kuruşa satıp, alacağı diğer ihtiyaçlara parası olsun istiyor. 12 yıl önce paradan atılan 6 sıfırı dikkate alırsak, son 70 yılda TL’nin ekmeğe karşı değerinin, 160 000 000 (Yüz altmış milyon) kat düştüğünü görürüz.

70 yıl öncesine baktığımızda, olmak ya da olmamak savaşları sonrası 1925 yılında bir $=1,88 TL, bir ekmek =4 krş/kg, 1933 de 2 krş/kg ve 1938 de 2,5 krş/kg’dır. Yaralar sarılıp, halkın devletine ve liderine güveni arttıkça üretimin çoğaldığını ve fiyatların azaldığını görüyoruz. Bunların sonucu olarak, halkın devletine ve geleceğe umutla baktığını görüyoruz. Osmanlı borçlarının da ödendiği dönemde,  önemli ihtiyaçların üretildiği 48 işletmenin kurulduğunu görüyoruz. Dünyayı sarsan 1929 ekonomik krizi ile 2.dünya savaşı etkilerine rağmen ekonomik çöküntünün olmadığını görüyoruz.

Yine aynı yıllarda katır sıpası doğuracak bir atımız vardı. Doğacak olan katır için evde kim şanslı denemesi yapıldı ve pişirilen çörek içine atılan bir kuruş da bana çıkmıştı. Buda benim ikinci anımdır. Evet, neden at’a katır doğurttuğumuz Şenpazar için çok önemliydi ve bu, 95 yıl öncesinden günümüze nasıl geldiğimizin bir başka kanıtıdır.

Neden katır, çünkü katır daha güçlü ve dayanıklı bir yük taşıma hayvanıdır. Halk, ekip biçtiği ile karnını doyursa da, gazı tuzu gibi ihtiyaçlarını satın almak zorundaydı. Yukarıda 6 krş’luk ekmeği 1 krş’a satış sebebiyle bahsettim, para kıtlığı vardı, Osmanlı mirası ise ödenecek borçtu. Yol yoktu, meyveni yumurtanı diğer ilçe pazarlarına götürüp satarak para kazanmak gerekiyordu. Bunun adı da katırcılıktır.

Bunun suçlusu asla cumhuriyeti kuranlar olamaz. Onlar halkı ile özdeşip, bu fakirlik çemberini kırmaya çalışmış yürekli insanlardır. 80-90 yıllık kazanımları satarak helal paraları çar-çur edip, sandıktan çıkmak amacıyla yapılan karalamalar ve suçlamaların adı da, haksızlık ve vefasızlıktır.

25.11.2018

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s