Basındı Medya Oldu

Basın deyince, belirli zamanlarda çıkarılan gazete dergi gibi yazılı yayınların bütünü, bir başka değişle matbuat aklımıza gelirdi. Aslında, haberleri matbuada kâğıt üzerine basılması işlemi de, basının bir başka isimlendirme sebebidir. Daha sonra eklenen radyo, televizyon ve internet ile genişleyen basına, iletişimin genel alanı anlamında medya (İngilizce olarak media) ya dönmesi kaçınılmaz olmuştur.

Cumhuriyet ve demokrasiye göre, devletin güç odakları Yasama, Yürütme ve Yargıdır. Bu üç temel kurum ile birbirinden bağımsız ve devletin ana sözleşmesi kapsamında yasalar düzenlenir, icraat devam eder, denetlenir ve gerektikçe devletin asıl sahibi millete hesap verilirdi. Demokrasinin çarkı bu şekilde dönerken, 16 Nisan 2017 de kabul edilen anayasa ile devlet bir kişinin kontrolüne bırakıldı. Buna millet EVET dedi, aradan üç yıl geçti ve şimdi sokağa çıkıp yeni anayasa hakkında ne biliyorsun desen, doğru fikir beyan edenin oranı %1’i geçmeyeceğinden adım kadar eminim.

Peki, suçlu kim? En büyük suçlu anayasayı hazırlayıp millete sunan siyasi iktidardır. Çünkü yeni anayasayı anlaşılmaz hale getirmişlerdir. İkinci suçlu, basın (medya)’dır. Onlarda halkın anlayacağı halde yazıp yardımcı olamamışlardır. Dolayısıyla halkı doğru bilgilendirme görevlerini ihmal etmişlerdir.

Aslında bu hususları milletin anlayacağı durumda anlatanlara müsaade edilmiyor. Buna rağmen ısrar eden Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin, Uğur Mumcu ve benzeri düşünürlerimizin, çalışmaları ve eserleri ile saygı duyduğumuz bu güzel insanların, halkı aydınlatma karşılığında başlarına gelenler malumdur. Maalesef, onlara engel olanlar da, halkın bilinçlenmesini istemeyen devlet yöneticileridir.

Konumuz hayli derinleşti, aslında anlatmak istediğimiz basın neydi ve ne olduğudur. Devletin ağır ve dikkatli hareket eden büyük çarklarının tahrik merkezine bağlı olarak Siyasi Partiler, Meslek Odaları, Sendikalar ve farklı işlevi dolayısı ile Basın, yani genel adıyla Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Topluma ve Demokrasiye hizmetteki küçük çarklardır. Bu çarkların küçüklüğü, hareket hızlarını artırır ve topluma ulaşmayı kolaylaştırır.

Basın, yasasındaki ahlaki kurallara her zaman sadık kalmış, çalışanlarına da, dürüst ve bağımsız hizmetleri dolayısıyla saygı duyulmuştur. Sonradan eklenen işitsel, görsel ve internet imkânları ile genişleyip, Basın’dan Medya’ya geçmesi de yerindedir. Ancak, Medya olmanın kötü sonuçlarını da yaşamıyor değiliz. Mesela Medya kuruluşları reyting otomatiğine bağlanıp, patronları da bağımlı hale getirildi.

Bir zamanlar açıkça boru öttüren cemaate ait zaman gazetesi finanse edilebildiği için bedava dağıtılma yoluyla, haince emellerini topluma kabul ettirmeye çalıştı. Aynı işi siyasi iktidar, reklam işini kontrolüne alarak çok yanlı havuz medyasını, az yanlı ama güçlü diğer medya patronlarını kendine bağımlı hale getirdi.

İktidarlar seçim kazanarak koltuğunda kalabilir. Bozulan ekonomi iktidarın korkulu rüyasıdır. Ama AKP iktidarı, başardığı algı operasyonu ile karayı ak gösteriyor. Din istismarını kolayca yapıyor, kaz gelen yerden esirgemiyor ve arkasına aldığı besleme medya ile hedefine ulaşıyor. Ve hepimiz, keşke medya yerine basın kalsaydı diyoruz.

05 02 2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s