Yuva

Yaşadıkça zorunlu olarak öğrendiğimiz ve uyguladığımız temel ihtiyaçlarımız vardır. Sadece insanlar da değil, tüm canlılarda değişmeyen temel kural hayatta kalabilmek için ne gerekiyorsa yapmaktır. Öğrenmek için eğitilmek gerekir, fakat yaşamayı anne karnında öğrenmeye başlarız. Doğuştan itibaren gelişen içgüdüsel bilgilenme, zamanla aile ve yuva bilinci ve sorumluluğu ile devam eder.

Bu yıl Marmara Bölgesine çok kar yağmadı ama bulunduğumuz yarım küre güneşten uzaklaşması gereği kış soğukluğunu, ödenen yakıt giderleri ile unutturmadı. Dört mevsimi yaşıyoruz deriz, aslında doyasıya yaşadığımız iki mevsimimiz vardır. Bunlar, yaz ve kış mevsimleridir. Baharları yarım yaşadığımız için anlamadan geçip giderler. Özellikle kış mevsiminde, her aile yuvası sıcak olsun ister ama bazıları için kış zordur.

Şubat ayı kış ayı’dır ama yarısından sonra kışın bittiğini hissederiz. Bunu bize Mart ve sonrası yakıt giderlerinin azalması da hissettirir. Bu yıl, seçim öncesi kışının avantajı vardı, buna rağmen %50’ye varan zamları yaşadık. Bizde seçim, ekonomi zorlaması demektir. Zaten her vesile ile doğal seyri saptırılan ekonomiye, seçimde sen bir iki ay dur deriz ve başlatılan savurganlıkla seçmenin vicdanı ve beynini etkilemeğe çalışırız.

Mart’ın son gününe kadar kediler gibi bağıracaklar ve sıra Nisan şakalarına gelecek. Daha önce de yazdım, bu yılın ilkbaharında doğanın canlanması ve şenlenmesi yerine seçimin kâbuslarını yaşayacağız. Evet, birilerini kotluk ve saltanata kavuşturacağız ama ceremeyi kendimiz çekeceğiz. Sonra da bunun adına demokrasi diyeceğiz.

Bir yerde demokrasi varsa, orada sosyal devlet, yani gerekli paylaşımların olduğu devlet de vardır. Mesela, ortadoğuda demokrasi yoktur. Çünkü paylaşım çok sınırlı ve kaynaklar, sadece yönetenler için kullanılır.  Deveyi hamudu ile yutan yönetim, despotluğu el kol keserek veya tehdit ederek sürdürür.

Demokrat olamamak, bölgemiz ve ülkemizdeki karamsarlığı giderek artırmaktadır. Bunu, emperyalist tezgâhlı savaşlar daha da zorlaştırıyor. En kötüsü de milletler bir birine düşman ediliyor. Seçilerek belirlenen ve babadan oğla devreden yönetimlerin sırtları çıkarcı emperyalistlere dayalıdır. Milletlere düşen, bu hastalıklı otoriteyi kırmaktır.

Kış bitiyor, uykuya dalmış ağaçların kuru çalı görüntüleri yeşermeye başladı. Bizim evimizin büyükçe bir balkonu var. Ziyaretimize gelen güvercin ve kumrularımız var. Komşulara zararsız olarak içeride ve köşede, yemlerini yiyor, sularını içip gidiyorlar. Dün bir çift kumru ağızlarında birer çöp ile geldiler. Belli ki yuva için izin istiyorlar. Ama olur diyemedik o güzel ve samimi kuşlar umarız bizi bağışlar.

Hiç şüphesiz, fani dünyada yaşamak güzeldir. İnsan ve hareketli tüm canlıların doğduğunda ilk işi anne memesini araması, dürtü ile önemsediği neslinin devamı, hayatın güzel olduğunu kanıtlamaktadır. Bu arzuların devamında, yuvada ve vatanda karşılık beklenmeyen paylaşımlar da, bireyler arasındaki sevginin kanıtıdır. Bundan öteye ne olabilir? Bütün mesele bunu anlayabilmektir.

21.02.2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s