Gurbetçilerimiz

Yeryüzünün göç şampiyonu iki millet, Türkler ve Yahudilerdir. Yahudiler, ana vatanı ortadoğudan akraba geçimsizliğinden kaçıp dünyaya yayılmış, Türkler ise kimseden kaçmış değil, işsizlik ve açlıktan kaçıp dünyaya yayılmıştır. Avrupa, Rusya, Amerika, Avustralya ve Uzak doğunun her yanında, çoğunlukla çifte vatandaşlık ile çalışan, düz rakamla en az on milyon vatandaşımız vardır.

Konumuz elbette Türklerin göçüdür. Yahudilerden bahsediş nedenim, göç amaçlarını kıyaslamak içindir. Çünkü Yahudiler, nereye göçseler orada buldukları soydaşları ile ekonomik dayanışma halinde ve özellikle ticari işler yapar. Yani onlar, ticaret ve para kazanmada başarılıdırlar. Çünkü para kazanmak, onların genetik yeteneğidir.

Genelde çok zeki bir toplum olup, bazıları da süper zekâlı, örneğin “Albert Einstein” gibi bilim adamıdır. Tüm teknolojik buluşların sahibi olarak ta, gittikleri her yerde ekonomik güce ulaşırlar ve o ülkeyi yönetenlerden olurlar. Bu sayede kurdukları kapitalist düzen ile rakipsiz olarak dünyayı yönetenlerdir.

Amacım Yahudi hayranlığı değil, gerçekçi olmaktır. Günümüzün ünlü tarih bilimcisi İlber Ortaylı’nın, “Türklerin Tarihi” adlı kitabında, Orta Asya’dan başlayan göç hareketi ve dünya tarihinin vazgeçilmezi ırkımızın özelliklerini ilgi ile okudum. Üstün zekâsına rağmen gölgesinden korkan Yahudi’ye göre, gözü kara cengâverliği ile gittiği yerde hâkimiyet kuran Türklerin farklı özelliğini görebilmek gerekir.

Yaklaşık 1500 yıl önce, Orta Asya’dan kalkıp Avrupa’ya ve Anadolu’ya kadar gelen Türkler her yede devletler kurmuşsa, tarihe geçecek başarılarının olması normaldir. Bu sürecin Anadolu’da geçmiş son 900 yılı, arap kültürü esaretinde kalması büyük talihsizliktir. Hemen eklemek istiyorum, İslam kültürü değil arap kültürü diyorum. Çünkü arap miskinliği, İslamı’da yeterince anlamaya engel olmuştur.

Cumhuriyet döneminde ülkemiz, dört bir yanındaki diğer ülke soydaşlarımıza yapılan baskılardan dolayı, büyük göçler almıştır. Başka ülkelerde çalışmak için göçler verdik ama çıkışlar yüzler ile olup, gelen göçler ise, yüz binler, hatta milyonlar ile oluyor ve bir şekilde vatandaş olarak ekleniyor. 3-4 milyon Suriyeli örneği ise sonuncusudur.

Çalışmak için yurtdışına çıkışlar, en çok Almanya’dadır. Oraya gidip yerleşen ve orada doğup büyüyenler ile gurbetçi nüfusumuz 5 milyona ulaşmıştır. Cemaat ve tarikatlar eksik olur mu, oralarda yerleşip örgütlenmiş ve gurbetçilere kambur olmuşlardır.

İkinci sıradaki gurbetçi ülkesi Avustralya’dır. Dünyanın öbür ucunda ve yaklaşık bir milyon gurbetçidir. Tatile gelenler ve dönenlere bakıyorum, Avustralya değil, Suudi Arabistan gurbetçisi gibiler. Evet, zihniyet bu, bir lokma bir hırka yaşa, cemaat ve tarikatçıya haraç öde. İşte arap kültürü ile ayar verip, lokmanı alma yöntemi budur.

Amacım gurbetçilerimizi küçümsemek değil, bin yıl öncesinin cengâverleri, şimdi ne hale geldiğini ve çarenin, arap’tan uzak durmak olduğunu anlatmak istedim.

26.02.2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s