Osmanlı Gerçeği

Yıkılışından yüzyıl sonra dahi, Osmanlı gündemde tutulmaya çalışılıyor. Aslında bu çabanın sahibi kesinlikle halk değildir. Ama halka rağmen oy devşirmek isteyen politikacılar, hortlayan tarikat ve cemaatler veya yaşadıkları yerlerde züğürt kalmış Osmanlı torunlarıdır. Anadolu’ya yerleşen Türklerin, üç kıtaya yayılmış en büyük ve en uzun ömürlüsü (623 yıl)Osmanlı, yakın geçmişimize ilgi duyanların vazgeçilmez gerçeğidir. Ancak, fanatik olmadan, istismar edilmeden, günahı ve sevabı ile değerlendirilmesi gerekir.

Seksen yaşa gelmiş biri olarak, son on yılımda hayata dair düşüncelerimi içeren ve yaklaşık 900 sayfayı bulan yazılarımın 5-6 sayfası Osmanlı hakkındadır. Çocuk yaşta öğrendiğim Osmanlı tarihi, daha çok kahramanlık tutkuludur. Zamanla okuduğum kaynaklarda gördüm ki, Osmanlı geleceği düşünmek yerine anı yaşmıştır. Hal böyle iken dahi 623 yıl sürdürebilmiş olması, çağının şartlarına bağlıdır.

Bana göre Osmanlının at oynattığı dönemde, Avrupalı henüz kabuğunu kıramamıştı. Bir başka açıdan bakınca, Avrupalı bilim ve teknoloji devrimlerini yaparken geleceği göremeyen Osmanlı, kendi değiştirdiği orta çağın kalıplarından kurtulamamıştır. Evet, koca bir imparatorluk oluşmuş, kolonilerden elde edilen zahmetsiz gelirler, saray âlemlerinin hoyratça giderlerine dahi yetmemiştir.

Sarayda söz sahibi olan yabancı kadınlar ve bu kadınların çocukları olan padişahların,   olumsuz etkilendiği düşüncesi vardır. Ancak her devlette sosyal ve siyasi sebepler ile yabancı evlilikleri de vardır. Kaldı ki Osmanlı da anne sultan da olsa, kadınlara devlet sorumlusu olma fırsatı verilmemiştir. Yani Osmanlının orta çağa takılı kalma nedeni, toplumda bilimsel eğitime geçememiş olmasıdır.

Osmanlının en büyük hatası, kesinlikle halkını eğitmek istemeyişidir. Halk, imkânları ile zoraki geçinirken, saraya ve saray uzantısı yobazlara destek olmaktaydı. Üstelik erkekleri savaş piyonu olarak görülüp, geri dönememe talihsizliği cabasıdır. Osmanlı, Avrupa ile birlikte Rönesans ve reformlarını yapabilseydi, geri kalmışlığı ve ekonomik çöküntü olmayacak, zaten büyük olan devlet daha da güçlü ve halkı da mutlu olacaktı. Daha da önemlisi varoluş savaşlarında milyonlarca insanımız yok olmayacak ve Osmanlı devleti de devam ediyor olacaktı.

Atatürk, Cumhuriyeti kurarken bunları görmüştür. Muhalif Osmanlı hayranlarına rağmen halkını motive ederek, eğitti ve ihtiyaçlarını üretti. Ayrıca, 15 milyon fakir milletin tasarrufları ile bu güne göre beş yüz milyar $ Osmanlı borcunu ödedi ve tam bağımsız olmayı hedefledi. Böylece tepemizdeki beka kara bulutlarını def etti. Sonra ne oldu, “Vatan, Millet, Sakarya”, artık başka bir şey kalmadı.

Demokratız diyeli 73 geçti ama olamadık. Yine seçim meydanları ve artarak devam eden kavga, küfür ve tehditler. Politikacının derdi koltuk, makam ve çıkar, halkın derdi ekmek parasıdır. Kozları, terör ve olmaması gereken beka sorunudur. 17 yıllıdır savuran ve saltanat sürenler, mağdur gibi davranmaktadır.

27.03.2019

Hüsnü ARSLAN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s